www.perizade.com

Hafıza güçlendirici olarak bilinen ve en çok satan şifalı bitki ilacı olan Gingko adlı popüler ilacın, Alzheimer veya diğer bunama türlerine iyi gelmediği ortaya çıktı.

Pittsburgh Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, hafıza güçlendirici olarak bilinen ve en çok satan şifalı bitki ilacı olan Gingko adlı popüler ilacın, sanıldığı gibi Alzheimer veya diğer bunama türlerine iyi gelmediğini ortaya koydu.

İlaç yetkilileri aksini söylese de, beyin ve yaşlanma üzerine çalışan ve kendi annesi de Alzheimer hastası olan Prof. Edythe London bu ilacın etkisiz olduğunu ancak Alzheimer’a engel olmak için yapılacak başka şeyler olduğunu söylüyor. CNN’in haberine göre, araştırmalarda ortaya çıkan bulgular, kalp sağlığını koruyan fiziksel egzersizlerin beyin sağlığını da koruduğunu gösteriyor ve bu durum profesörün iddialarını destekler nitelikte.

İşte serebral korteks (beyin korteksi) ve hipokampüs gibi beyninizin hafızayla ilgili kısımlarını güçlendirecek bazı yöntemler:

Antioksidanlar:

A, C, E vitamini gibi antioksidanlar hücrelerin zarar görmesini engelliyor ve yaşlanmaya dayalı hastalıkları yavaşlatıyor. Bu antioksidanların bunamaya engel olduğunu ortaya koyan çalışmalar var.

Balık yağı:

Yaşlanan beyinde iltihaplanmalar meydana geliyor ve balık yağı iltihaplanmayı önleyici bir özelliğe sahip.

Köri:

Yapılan bazı çalışmalarda haftada bir kez köri tüketenlerin hafıza konusunda daha iyi sonuçlar elde ettiğini ortaya çıktı.

Beyninizi çarpraz eğitim ile güçlendirin:

Uzmanlar beynin egzersiz ile güçlendirilebildiğini ama tek tip egzersizin yetersiz olduğunu söylüyor. Zihinsel egzersizlerin en azından Alzheimer’ın başlangıcını geciktirdiğine dair pek çok bilimsel kanıt var. Örneğin bulmaca çözmek çok faydalı ama yeterli değil ve hesap makinesi yerine kafadan hesap yapmak, beyni geliştirmeye yönelik bilgisayar oyunları oynamak da işe yarayabilir.

Fosfatidilserin adlı vücutta doğal olarak bulunan lipit (yağ) takviyesinin bunamaya engel olabileceği söyleniyor.

Tags : , , , ,

Amerikan Pediatri Akademisi şubat ayında “Dünyanın En Tehlikeli Yiyecekleri” listesini yayımladı. Listede sosisli sandviç ve kahve gibi sık sık tükettiğimiz yiyecekler de, ülkemizde az rastlanan ve adını bile duymadığımız sebzeler de var…

Sosisli sandviç
Sosisli sandviçlerin servis edildikleri kağıtların üzerine “Boğazınıza takılabilir” ifadesinin yazılması isteniyor. Yemek sırasında nefessiz kalıp ölenlerin yüzde 17’si bunu sosisli sandviç yerken yaşıyor.

Fugu (balon-kirpi) balığı
Lüks restoranlarda incecik dilimler halinde servis edilen fugu balığı oldukça riskli bir gıda. Bu şişman balığın bağırsak, yumurtalık ve ciğeri tetrodoksin isimli, siyanürden 1200 kat daha kuvvetli bir zehir içeriyor. Guinness Rekorlar Kitabı’nda dünyanın en zehirli balığı olarak yer alan fugunun vatanı Japonya. Kirpi ya da balon balığı olarak da bilinen fugudaki zehrin bir toplu iğne başı kadar miktarı bile ölümcül sayılıyor. Bir balıktaysa 30 kişiyi öldürmeye yetecek kadar zehir var. Bu nedenle de şefler fuguyu doğru dilimleyebilmek için iki yıllık özel bir eğitimden geçiyor.

Ackee
Jamaika’da yetişen ackee meyvesi yeterince olgunlaşmadan yenildiğinde kan şekerini hızla düşürerek komaya varan tehlikelere neden olabiliyor. Ackee’nin güvenli olgunluğa ulaşması için kabuklarının kızarıp kendiliğinden çatlamasını beklemek gerekli. Bu egzotik meyvenin tadına bakmak isteyenler için not: Ackee’nin yenilebilen tek kısmı ortadaki sarı minik taneleri.

Fıstık
Bira ve çikolatalı tatlılarla birlikte sık sık tükettiğimiz fıstık düşündüğünüz kadar masum değil. Amerikan Alerji Akademisi’nin açıklamalarına göre yiyecek alerjisi nedeniyle yaşanan ölümlerin birçoğunun nedeni fıstık. Üstelik fıstığın bu kötü ünü katlanarak büyüyor; ABD’de 1997-2002 tarihleri arasında yaşanan fıstık alerjisi ölümleri eskiye oranla iki kat artmış.

Yeşil yapraklı sebzeler
Sağlıklı beslenme uzmanlarının ısrarla tüketilmesi gerektiğini söyledikleri ıspanak, lahana, marul ve roka gibi yeşil yapraklı sebzeler de riskli gıdalar arasında yer alıyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA’in araştırmalarına göre geçtiğimiz yıl ABD’de yeşil yapraklı sebzelere bağlı 363 zehirlenme olayı yaşanmış. Bunlardan
240’ı restoranlarda tüketilen sebzelerden. Merkez, zehirlenmelerin iki nedeni olabileceğini belirterek insanları “yeşil”lere karşı uyarıyor. Nedenlerden biri mutfak çalışanlarının ellerini yıkamaması. Öteki ise sebzeye ekim ve büyüme aşamalarında hayvan gübresi ya da mikroplu su ile salmonella virüsü bulaşması.

Rhubarb (uçkun-yayla muzu)
Türkiye’de Van Gölü çevresinde yetişen, uçkun ve yayla muzu isimleriyle bilinen bu sebzenin kırmızı, etli sapları en çok tatlı yapımında kullanılıyor. Hatta bu yüzden ona “tart bitkisi” de deniyor. Ancak yaprakları yenilirse zehirlenme yaşanabiliyor.

Ton balığı
Dünyanın en çok tüketilen balığı unvanını elinde tutan ton da (orkinos) sütten çıkmış ak kaşık değil. 2004’te Amerika’da hazırlanan bir çalışmada hamilelerin ve küçük çocukların fazla ton balığı yemelerinin tehlikeli olduğu açıklandı çünkü balıktaki cıva bebeklerin sinir sisteminin gelişmesine zarar verebiliyor.

Kahve
Kahve, kalp atışlarını hızlandırması ve uyku kaçırması gibi zararların yanı sıra tehlikeler içeren bir gıda. Başınıza gelebileceklerden biri de yanık bacak sendromu! McDonald’s’ın kahve bardaklarında “Dikkat sıcaktır” yazmasının nedeni de bu. Her şey 1992’de New Mexico’lu 79 yaşındaki Stella Liebeck’in McDonald’s’dan kahve alıp üzerine dökmesiyle başladı. Bacaklarında yanıklar oluşan Liebeck, firmaya tazminat davası açtı ve yaklaşık 2,86 milyon dolar kazandı.

Mantar
Bu listede mantarın bulunmasına şaşırmamışsınızdır herhalde. Halüsinasyona sebep olan özelliklerinin yanı sıra mantarlar ölümcül de olabiliyor. Türkiye’de en çok rastlanan zehirli mantar türleri ise köygöçüren ve kızıl göbek. (Time.com’dan derlenmiştir)

Tags : , ,

Hangi yemekle hangi şarabın iyi gittiğini bilmek, büyük bir meziyet. Bu bakımdan, bilgiyi ayağınıza getiriyoruz; şarabın kalitesi ile yemeğin niteliği arasındaki köprüleri, yeniden inşa ediyoruz.

Beyaz şarap ve midye: Zengin aromatik yapıya sahip beyaz sek ya da yarı sek şarabın yanında bir değişiklik yapın ve seçiminizi, midyeden yana kullanın. Sonra da, yaşayacağınız lezzet patlamasına hazırlanın.

Sake ve sushi: Sushi’nin yanında bir tür pirinç şarabı olan Sake içilmelidir. Genellikle beyaz şarap renginde olan Sake, hafif ekşimsi aroması ve ağızda bıraktığı lezzetli tat ile sushi düşkünlerini fazlasıyla memnun ediyor.

Kırmızı şarap ve biftek: Az pişmiş enfes biftek ve patates püresinden oluşan bir akşam yemeğinin yanında, gövdeli ve olgun kırmızı şarapları tercih etmelisiniz.

Beyaz şarap ve balık: Balığa eşlik eden en iyi içkinin rakı olduğu bir gerçektir; ancak olur da balıkla şarap içmek isterseniz, tercihinizi, asidi az, uzun beyaz şaraplardan yana kullanabilirsiniz.

Köpüklü şarap ve puding: Yemeğin sonunda servis edilen tatlı bir pudinge, bir kadeh köpüklü şarap ya da dömisek beyaz şaraptan daha iyi uyum sağlayacak başka bir şey düşünemiyoruz.

Tags : , , , , ,

Dr. Mehmet Öz Show’ da günlük ihtiyacınız olan 5 besin açıklandı. Peki bu beş besin hangileri?

Günlük beslenmenize Lif, Vitamin D, Su, Kalsiyum ve Omega 3 besinlerini ekleyerek, akıl ve kalp sağlığınızı iyileştirebilir, bağışıklık ve iskelet sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Lif
Meyve, sebze ve tam buğdayda mevcut olan Lif hazım için gereklidir. Lif, ayrıca diyabet ve kalp hastalığı riskinizi de azaltır. Günlük lif ihtiyacınızı karşılamak için ahududu, frambuaz, yulaf ezmesi, mercimek ve pişmiş enginarı mutlaka yiyin.

Vitamin D
D Vitaminin öneminin farkına değiliz. Belki de doğada D vitamini içeren çok fazla besin olmadığındandır. D Vitamini kemik sağlığınızı iyileştirir ayrıca bağışıklık sisteminize de faydalıdır.D vitamini almanın en iyi yolu asında göğüs dekoltesi, sırt ya da bacaklarınıza 15 dakika boyunca güneş banyosu yapmaktır. Yüzünüzü ve ellerinizi yaşlanmaya karşı her zaman korumanız gerektiğini unutmayın. Ve ilk 15 dakikadan sonra tüm vücudunuza UVA ve UVB içeren güneş koruyucucu sürmeyi ihmal etmeyin.

Su
Düşünerek ya da beceri gerektirmeden başarılabilecek bir konu. Aslında günde ne kadar su içmeniz gerektiğini söyleyen genel bir formül yok. Günlük su ihtiyacınızın belirlenmesi genel sağlık durumunuz, hareketliliğiniz ve nerede yaşadığınız gibi bir çok faktöre bağlı. Yeterli su içip içmediğinizi gösteren bir rehber sunmak gerekirse; gün boyunca ender susamak ve renksiz ya da hafif sarı 1.5 litreye yakın idrara çıkmak. Ayrıca suya elektronik bir karışım ekleyerek içebilirsiniz. İçtiğiniz suya yarım çay kaşığı kabartma tozu, tat vermesi içinde 1 çay kaşığı kaktüs özü ve 1 çay kaşığı da deniz tuzu ekleyebilirsiniz. Böylelikle vücudun su kaybetmesini önleyecek ve enerjinizi de arttıracaksınız. Karışımın içerisinde yapay hiçbir madde olmadığı gibi, kilo aldırmaz ve formada kalmanıza yardımcı olur.

Kalsiyum
Birçok kişi iskelet yapısının doğru gelişmesi için kalsiyumun önemini biliyor. Ancak kalsiyum kilo kaybına yardım ettiği gibi, kolon kanseri gibi bazı kanserlerden de sizi korur. Günlük kalsiyum ihtiyacınızı karşılayacak dozda bir vitamin alın ya da kalsiyumdan zengin süt, fasulye, kuru kayısı gibi besinler tüketin. Kalsiyumu D Vitamini ile birlikte aldığınız zaman daha doğru kullanılmış olacaksınız.

Omega 3
Beyin ve kalp sağlığı için çok gerekli olan Omega 3, ayrıca vücudun kanserle savaşmasına da yardımcı olur. Omega 3 yağlarının kaynağı balık yağı, bazı bitki ve fındık yağında mevcuttur. Omega 3 yağ asitleri kalp krizi ve felç riskini azaltmakta ve  tansiyonu  düşürmekte güçlü rol oynar.

Tags : , , , ,

Konforu ayağınıza taşıyan marka King Paolo, hepsi birbirinden rahat ayakkabıları ile ayak sağlığını ön planda tutmaya devam ederken bir yandan erkeklerin şıklığına da şıklık katıyor…

Rahatlık ve sağlığa önem veren tasarımlarıyla dikkat çeken King Paolo, 2010 İlkbahar-Yaz sezonunda da en özel ayakkabı modellerini beğeninize sunuyor. King Paolo, su bazlı ve yüzde yüz deriden üretilen ayakkabılarıyla, gün boyu ayakta kalmak zorunda olan ve işyerinde casual bir şıklık yaratmak isteyen erkeklerin tek alternatifi oluyor.

Ayak sağlığına önem veren ‘’comfort’’ ürünleriyle ön planda olan King Paolo, işten arta kalan zamanlarınızda yapacağınız uzun yürüyüşleriniz için de sizlere en büyük kolaylığı sunuyor. Günün modasını konfor üzerine kurgulayan King Paolo, erkek ayakkabı modelleri ile iş yerinde şıklık ve rahatlığı bir arada yaşatırken, dostlarınızla hafta sonları çıkacağınız yürüyüşlerde de rahatlığınızdan ödün vermiyor.

Ayağınızla uyumlu anatomik ayakkabıların yaratıcısı King Paolo’nun faydalarını birebir yaşamak isteyenler, markanın ürünlerine Türkiye genelindeki 300’ü aşkın bayi ile YKM mağazalarından ulaşabilirler.

Tags : , ,

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için en önemli soru, en doğru zamanın hangisi olduğudur. Her kadının bildiği klasik yöntemde, düzenli adet görülüyorsa, ilk gününden itibaren saymaya başlanır, 11 ve 18’inci günler arasında gebe kalma ihtimali olduğu bilinir. Planlı hareket eden çoğu çift, bu hesabı yapar. Kimilerininki tutmaz, bebek hayali sonraki aylara ertelenir… Gebelik testinin yaratıcısı ve aynı zamanda tüm dünyada kadınların en güvendiği markalardan biri olan Predictor, “Ovülasyon Testi” ile çiftlere, zahmetsiz bir yöntemle hamile kalmaya en elverişli iki günü gösteriyor. Dünyada uzun yıllardır yaygın olarak kullanılan bu güvenli yöntemi, şimdi Predictor, Türkiye’de kadınlara sunuyor…  Ürüne, Türkiye çapında tüm eczanelerden ulaşmak mümkün.

Predictor Ovülasyon Testi ile artık evde, birkaç dakikada doğru zamanı öğrenmek mümkün. Üstelik testin yüzde 99’un üzerinde kesin sonuç verdiği laboratuar testi ile de kanıtlanmış bulunuyor.

VKV Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  Dr. Alper Mumcu, konuyla ilgili verdiği görüşte, yumurtlama zamanının doğru şekilde saptanmasının, gebeli şansını artırmak için doğru bir yaklaşım olduğuna dikkat çekiyor: “Çocuk sahibi olmaya karar vermek, hayattaki dönüm noktalarından biridir. Ancak iş çoğu zaman karar vermekle bitmez. Genelde bu kararı verip korunmayı bıraktıktan sonra hamile kalmak belirli bir zaman alır. Kimileri korunmayı bıraktıkları ilk ay hamile kalırken, bazı kadınlarda bu süre çok daha uzun sürebilir. Klasik tanım olarak çocuk sahibi olamama yani kısırlıktan söz edilebilmesi için ise düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen bir yılsonunda gebelik elde edilememesidir. Bu bir yıllık süre pek çok çifte oldukça uzun gelmekte ve gebeliği kolaylaştırıcı yöntemlere yönelmelerine neden olmaktadır. Bu yöntemlerden birisi de klasik infertilite araştırmalarında yer alan “ovülasyon” yani yumurtlama takibidir. Gebeliğin oluşabilmesi için yumurta ile spermin bir araya gelmeleri gerekir. Ancak bu durum uygun zaman ve yerde gerçekleşirse gebelik şansı vardır. Dolayısıyla yumurtlama zamanının doğru şekilde saptanması ile gebelik şansının artmasını beklemek gerçekçi bir yaklaşımdır.”

Mumcu’nun verdiği bilgilere göre, insanda yumurtlama yani ovülasyonun gerçekleşmesi için öncelikle folikül adı verilen kesecik içinde yumurta hücresinin olgunlaşması gerekiyor. Daha sonra Luteinize edici hormon (LH) adi verilen bir hormonun kandaki seviyesi yükseliyor, belirli bir süre yüksek kaldıktan sonra da azalmaya başlıyor. İşte bu artış, ovülasyonu tetikleyen mekanizma ve LH piki olarak adlandırılıyor. LH pikinden belirli bir süre sonra yumurtlama gerçekleşiyor. Yumurtlamanın gerçekleştiği dönem gebe kalma şansının en yüksek olduğu an…

Mumcu, ovülasyon kitlerinin, işte bu LH pikinin zamanını saptamaya yaradığını ve kişinin olası ovülasyon zamanını öğrenmesine yardım ettiğini söylüyor ve testlerin yöntemini şöyle anlatıyor:”Tükürükte yapılan testler, ovülasyondan hemen önce kandaki östrojen hormonunun yükselmesi ve buna bağlı tükürük salgısında ortaya çıkan değişimlerin minik bir mikroskop yardımı ile incelenerek ovülasyon zamanının tahmin edilmesi prensibine dayanır. Ovülasyon testleri idrarda ya da tükürük salgısında LH yükselişini ya da bunun etkilerini saptama temeline dayanır. Test adet döngüsünün belirli dönemlerinde yapılır. Teste başlama gününü saptamak önemlidir. Bunun için öncelikle adet döngüsünün süresinin bilinmesi gerekir. Testler içindeki tablolar kullanılarak uygun başlama günü hesaplanır ve günün herhangi bir saatinde, idrar ya da tükürük örneği test üzerine damlatılarak sonucu yorumlanır. Testin her gün hemen hemen aynı saatlerde yapılması önemlidir. İdrarda yapılan testlerde 3-4 saat öncesinden itibaren sıvı alımını kısıtlamak önemlidir. Bu yüzden sabah kalktıktan sonraki ilk idrarda yapılması şart olmamakla birlikte önerilmektedir. Testere LH piki saptanana kadar devam edilmelidir. Testler LH pikini yüzde 90′in üzerinde bir oranda saptayabilirler.”

Tags :

“Doktor Bey” der yasli kadin “gaz sorunum var ancak cok sikayetci de sayilmam.
Gaz cikardigim zaman ne ses cikiyor ne de kötü kokuyor. Mesela geldigimden
beri en az yirmi kez gaz cikardim ama siz farkina bile varmadiniz.”
Doktor,”Bu haplari alin bir hafta sonra sizi tekrar göreyim” der.

Bir hafta sonra yasli kadin kontrole gelir.
“Doktor Bey bana ne halt verdiniz bilmiyorum” der,”Gaz cikardigim
zaman hala ses cikmiyor ama muthis kötü kokmaya basladi.”

“Cok iyi’ der doktor ” burnunuz duzelmis, simdi sira kulaklara geldi.’

Tags : , , ,

Doğal yöntemlerle saç bakımınızı yapmak isterseniz önerilerimizi okuyun.

►Kuru saçlar için

2 yemek kaşığı susam yağı, badem yağı veya ayçiçek yağı ve 3, 4 yemek kaşığı dolusu nohut unu hazırlanır. Saçlar yıkanmadan önce, seçilen yağla kafa derisine masaj yapılır. Sonra, artan yağ ile nohut unu, belki birazda sıcak su eklenerek, akışkan bir lapa haline getirilir. Bu lapa ile saçlar iyice şampuanlanır ve sonunda durulanır.

Yağlı saçlar için
5 yemek kaşığı kıyılmış ısırganotu yaprağı yarım litre soğuk suya eklenir, bir taşım kaynatılır. 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu arada, 1 limonun suyu sıkılır. 2 yumurta sarısı çırpılır. Limon suyu, yumurta sarısı, 5 damla limon yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu hazır bitkisel şampuan, ısırgan otu çayına eklenerek çalkalanır. Saçlar bu şampuanla yıkanır ve durulanır.

Tüm saç tipleri için
100 ml hazır bitkisel şampuana 4 damla lavanta ve 4 damla okaliptus yağı eklenir ve çok iyi çalkalanır.

Saçlarınız matsa
İki ıhlamur çayı poşetini bir fincan suda bekletin ve saçlarınızı şampuanladıktan sonra durulayın.

kaynak:cosmopolitan

Tags : , ,

İş bulmaktan umudunuzu kestiyseniz, çare yurtdışındaki iş fırsatlarında olabilir. “İş var mı ki” demeyin. Dünya devi şirketler özellikle web yazılım, perakende, finans, müşteri destek, pazarlama, satış ve mühendislik gibi alanlarda Türk yetenekler arıyor…

Uluslararası kariyer sitelerinde aralarında Dünya Bankası, GE, Dell, Ericsson, The Coca Company, Media Markt, Tesco, Micheal Page, Ranstad, Kelly Services, The Company Brenntag, Goodrick gibi şirketlerin olduğu ilanlara rastlamak mümkün. Türkiye’de www.monster.com.tr sitesiyle hizmet veren online kariyer sitesi Monster de bunlardan biri. İşte Monster’a göre yurtdışında iş bulmayı kolaylaştıracak altı strateji…

►Bağımsız bir iş kurun
Bu herkesin uygulayabileceği bir strateji değildir, fakat başka bir ülkede çalışmanın bir yoludur. Başka ülkelerde serbest iş kurabilen teknisyenlik veya grafik sanatçılığı gibi mesleklerde bulunan kişiler kendi ülkelerinde yaptıkları işle de bütçelerini destekledikleri için kendilerini her yerde geçindirebilirler.

Sadece gidin
Riskli bir yöntem olmakla birlikte “yap gitsin” felsefesini benimseyen insanların çoğu bu yolla ciddi bir planlama sürecinden geçmiş olurlar. İş piyasasını araştırırlar, bağlantı kurar ve ellerindeki parayla ne kadar idare edebileceklerini hesaplarlar. Eğer her şey iyi giderse, iş bulabilirler. Bulamazlarsa da maceralı bir deneyim yaşamış olurlar.

Basamakları tırmanın
Daha tutucu bir yöntem ise çalışanlarını yurtdışına gönderen bir şirkette iş bulmaktır. Uluslararası işler için seçilmenizin bir garantisi yoktur ama bunu kendinize bir hedef olarak belirlemek, müdürlerinizin bu isteğinizin farkında olmasını sağlamak uzun vadeli kariyer planlarınız için bir fırsat doğurabilir.

Bağlantı kurun
Başka ülkelerle bağlantılar kurmaya çalışın. Mesleğiniz ne olursa olsun eninde sonunda farklı ülkelerden üyeleri olan işinizle ilgili tartışma forumları ve e-mail listelerine ulaşırsınız. Onlarla tanışın ve tavsiye isteyin ya da başka ülkelerde çalışmanın avantajlarıyla ilgili bilgi sahibi olmak istediğinizi belirtin.

Okula geri dönün
Yabancı ülkeler dil programlarından devam eden kazılara katılmanızı sağlayacak arkeoloji kurslarına kadar pek çok eğitim fırsatıyla doludur. Bir ülkeye adımınızı attıktan sonra, maaşlı bir iş aramak için çok daha elverişli bir pozisyonda olacaksınız.

Uluslararası kariyer sitelerine CV bırakın
Uluslararası kariyer sitelerine CV’sini bırakan herkes artık Avrupa ve Amerika’daki yüz binlerce iş fırsatına kolayca başvurabiliyor. Tek yapmanız gereken çalışmak istediğiniz ülkeyi seçmek ve karşınıza çıkan binlerce iş ilanından size en uygun olanları seçmek.

Tags : ,

Güzelliğinizin düşmanlarından olan selülitle mücadele, artık gözünüzü korkutmasın. En etkili beş yöntem perizade.com’da

Selülit, tek başına geçmeyen, mutlak müdahale gerektiren güzellik sorunları arasındadır. Ancak selülit kabusunuz olmasın çünkü kurtulmak artık mümkün!

Bu sıkıntıyı halledebilmenin en etkili yolu, yürüyüş yapmak ve yüzmek! Eğer spor yapmaktan hoşlanmıyorsanız, bacaklarınıza etki eden basit hareketler, işinizi kolaylaştıracaktır.

İşte size selülite karşı mücadele etmenin yolları:

Doğal ürünler satan yerlerden alacağınız yarım kilo deniz tuzu! Küveti doldurun. İçine bir avuç tuz attın.

İçine girin ve 15 dakika dinlenin. Deniz tuzu, dokulardaki su birikimini ve toksinleri, vücutta kolayca atmaya yardımcı olur. Bu sayede vücuttaki şişlikler iner ve vücut sıkılaşır.

Bir gecede selüliti yok etmek, maalesef mümkün değil. Ancak birkaç hafta boyunca, düzenli olarak selülit kremi sürerseniz, portakal görünümünde ciddi olarak bir azalma olacaktır.

Vücudunuzdaki ödemi atmak için, tırtıklı bir selülit fırçasıyla, problemli bölgelere her gün masaj yapın. Bu uygulama, cildi besler ve düzgünleştirir. Selülit tedavisinde spordan sonra, en önemli yeri masaj alır.

Ciltteki kan dolaşımını hızlandırmak için, buz küpleriyle ovmak, etkili bir yöntemdir. Buz küplerini bir havluya sarın. Sabah ve akşam selülitli bölgeyi bununla ovun. Hep yukarıdan aşağıya, buzlar eriyinceye kadar masaj yapın. Ancak dikkat etmeniz gereken bir konu var: Varis hastalığı geçirdiniz veya hastaysanız, bu yöntemi uygulamayın.

Kan dolaşımının hızlanması için, banyoda suyla biraz oynamak da işe yarar. Sıcak suyla başlayıp, soğuk suyla biten bir duş, mutlaka fayda sağlamaktadır. Bunu her sabah yaparsanız, dokularınız da sıkılaşır.

Kalça ve bacaklardaki sorunlu bölgelere, sırasıyla 3 kez sıcak ve 3 kez de soğuk suyu uygulayın.

Tags : , , , ,

  • AHMET MARANKİ İÇİN TIKLAYIN

  • AHMET MARANKİ ŞİFALI YEMEKLER İÇİN TIKLAYIN

  • İBRAHİM SARAÇOĞLU İÇİN TIKLAYIN

  • SUNA DUMANKAYA İÇİN TIKLAYIN

  • TAYLAN KÜMELİ İÇİN TIKLAYIN

  • ERKAN TOPUZ İÇİN TIKLAYIN

  • MEHMET ÖZ İÇİN TIKLAYIN

  • EBRU ŞALLI İÇİN TIKLAYIN

  • DR.GÜRKAN KUBİLAY İÇİN TIKLAYIN

  • SUAT ARUSAN İÇİN TIKLAYIN

  • ENDER SARAÇ İÇİN TIKLAYIN

  • ÖMER COŞKUN İÇİN TIKLAYIN

  • DİYET İÇİN TIKLAYIN

  • ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI İÇİN TIKLAYIN

  • HASTALIKLAR İÇİN TIKLAYIN

  • MARİA TREBEN'DEN HASTA MEKTUPLARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

  • GÜN GÜN HAMİLELİK İÇİN TIKLAYIN

  • ONLİNE DOKTOR İÇİN TIKLAYIN

  • AMELİYAT GÖRÜNTÜLERİ İÇİN TIKLAYIN

  • ALIŞVERİŞ VE İNDİRİMLER İÇİN TIKLAYIN

  • FIKRALAR İÇİN TIKLAYIN

  • İSTANBUL REHBERİ İÇİN TIKLAYIN

  • SİNEMALARDAKİ FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

  • 2009 TATİL SEÇENEKLERİ İÇİN TIKLAYIN

  • ŞARKI SÖZLERİ İÇİN TIKLAYIN

    nota.jpg
  • HABER

    Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.