İLETİŞİM
SİTE SAHİBİ: NESRİN İKİZLER e.mail: perizadeyasar@hotmail.com
BİZİ TAKİP EDİN
02128561627
Kategoriler
Uyarı!
Sitemizde yer alan bilgiler paylaşım amaçlıdır. Lütfen uzmanlara sorularınızı kendilerine ait web sitelerinden sorunuz.
Yasal Uyarı!
Bu sitedeki bilgiler tavsiye niteliğinde olup tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız.Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.
Legal Notice!
The information on this site is in the nature and treatment purposes is not recommended. It is the responsibility of the applications the site owner. A physician for medical problems always have danışınız.Your doctor's the drugs and diagnostics without necessarily going kullanınız.To doctor Whatever your complaint, you can put, with this information, do not attempt to treat your self. This information is not strictly a disease diagnostic purposes.

Arşiv ‘GÜZELLİK & BAKIM’ Kategori

30’lu ve 40’lı yaşlar dudaklarda deformasyonun başladığı yaşlardır. Bazı kadınlar, dudak kenarlarının asağı doğru kıvrılmasından sikayetçidir. Sadece dudak köşelerine enjekte edilecek olan hyluronik asit dolgularla bu sorun çözülebilir.

Kadınların dudak çevrelerinde erkeklerinkinden çok daha fazla çizgi oluşur. Erkeklerin bu bölgede çok daha fazla sayıda ter bezi olduğu için bu bölgeleri kadınlardan daha nemlidir ve kırışıklıkları da daha az olur.

30’lu ve 40’lı yaşlar dudaklarda deformasyonun başladığı yaşlardır. Bazı kadınlar, dudak kenarlarının asağı doğru kıvrılmasından özellikle de yaşlanmayla ortaya çıkan üst dudaklar sarkmasından sikayetçi olurlar. Dudaklar yön değiştirmeye başladığı
andan itibaren, üstlerine doğru uzanan ince çizgiler oluşmaya başlar. Dudak, sadece köşelerine enjekte edilecek olan hyluronik asit dolgularla yukarı doğru yönlenerek doldurulur ve tam olarak merkezlerine oturur. Doktorunuz dudak hattınıza Botilinum toksini enjekte ederek yeni çizgilerin oluşmasına engel olma yolunu seçebilir.

Dudak dolgusunda dikkat edilecek hususlar

– Alt dudak, üst dudaktan yüzde 30 hacimli olmalıdır.

– Ördek dudaklardan sakının.

– Dudak dolgusu yaptıranların en büyük endişesi dolgunun fazla yapılarak dudağın ördek dudak formuna dönmesidir.

– Dudaklara iki bölgeden enjeksiyon
uygulanabilir. Pembeliğin bitip ciltle birleşen alandaki beyaz dudak hattından ya da dudağın ıslak dokusuyla kuru dokusunun birleştiği
kırmızı hattan enjeksiyon uygulanır.

– Enjeksiyonun yapılacağı bölge sonucu belirler. Beyaz hatta çok fazla dolgu yapılırsa dudağınız bir rafa benzer. Doktorunuz burundan dudaklara inen
gençlik çizgisi alanını korumaya özen göstermelidir.

– Dudaklarınıza fazla dolgu uygulanmıssa hyaluronik asit ihtiva eden dolguyu parçalayan ve eriten bir enzim olan Hyaluronidaz enjekte edilerek bu fazlalıktan kurtulabilirsiniz.

Megan Fox

Son zamanlarda Angelina Jolie’ye en sıkı rakip olarak gösterilen Megan Fox’un güzellik konusunda Jolie kadar iyi bir genetik mirasa sahip olmadığını söyleyebilirim. Cildindeki akne izleri ve cildinin gözenekli oluşu elastikiyet kaybına yatkınlığını doğruluyor. Bunun yanı sıra yaşına rağmen boynunda şimdiden mevcut olan derin iki çizgi ve uyarılar verenince çizgiler mevcut. Cildini laser tedavileri ve yoğun moleküllü mikroenjeksiyonlarla korumayaalmaya çalışmalı. En büyük risk sinyallerini her iki yanak çizgilerinin şimdiden yer etmesiyle vermeye başlamış bile…

Saçların doğal yoldan ve hızlıca uzaması bu devirde bir çoğumuzun ortak isteği.

Uzman Estetisyen Gülten ŞENŞAKAK önerileriyle sizleri uzun saçlara kavuşturuyor…

Sinemaki ve civanperçemi, dövülmüş nar kabukları ile suda yarım saat süreyle kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya, losyon kıvamına gelinceye kadar çırpılmış yumurta ilave edilerek susam yağı ile birlikte karıştırılır. Hazırlanan losyonla saçlar sık sık yıkanır.

*** İnce bir tülbentte sıkılarak elde edilen karadut usaresi, bulamaç haline gelinceye kadar yumurta ve susam yağı ile birlikte çırpıldıktan sonra beş dakika süreyle ısıtılır.Hazırlanan bulamaçla saçlar günaşırı yıkanır.

*** Rendelenmiş turp, suda yarım saat süreyle pişirildikten süzülür. Elde edilen sıvıya yumurta sarısı ilave edilerek bulamaç haline gelinceye kadar çırpılır. Hazırlanan bulamaçla saçlar sık sık ovularak yıkanır.

Gülten ŞENŞAFAK



Malzemeler:
1 çay bardağı kemik iliği
1 kahve fincanı hakiki zeytinyağı
1 adet Bepanthen ampul
Yarım şişe badem yağı
1 adet günlük yumurta

Hazırlanışı:
Kasaba giderek yaklaşık iki parça kemikten iliğini çıkarttırıp alın. Eve geldiğinizde su dolu bir tencerenin içine, başka bir kap içerisinde iliği koyarak eritin. Aksi takdirde suya karışır. Yağ konumuna geldikten sonra ateşten alın. Diğer bütün malzemelerle birlikte harmanlayın.

Uygulanışı:
Karıştırdığınız bütün malzemeleri saç diplerinize masaj yaparak yedirin. Dipten uca doğru tarayın. Tüm malzemeyi saçınıza sürdükten sonra iyice karıştırın. En az 25 dakika bekletin.


Cosmopolitan/Elif Nazlı Duran

Son yılların yükselen trendi kalın ve doğal kaşlar. Ancak kısa bir süre öncesine kadar doğuştan ince kaşlara sahip olanların ya da var olan kaşlarını küstürenlerin bu modaya uyması pek mümkün değildi; oysa artık kaş nakliyle doğal ve kalın kaşlara kavuşmak olası.

Yüz ifademizi etkileyen en önemli etkenlerin başında kaşlarımız geliyor (inanmıyorsanız bir fotoğrafınızda kaşlarınızı silin de görün). Sadece kaşlarla oynayarak yüze masum ya da şeytani bir ifade kazandırmak mümkün. Kaşlar aynı zamanda moda akımlarının da uğrak yeri. Dönem dönem neredeyse bir ip kadar incelen kaşlarımız, son birkaç yıldır bağımsızlıklarını ilan ettiler ve belki de hiç olmadığı kadar kalınlaşıp, gürleştiler. Ancak yüze aynızamanda daha genç ve doğal bir görünüm kazandıran bu modaya uymak, ince kaşlarda olduğu gibi, bir cımbız alıp meseleyi kökten çözmeye benzemiyor.

Kalın kaşlara özenenler ancak kaş kalemi ya da farlarıyla kaşlarını belli bir oranda -o da açıkçası pek doğal olmayan bir şekilde- kalınlaştırabiliyorlar. Ancak son zamanlarda gündeme gelen kaş ekimi işlemi sayesinde bu sorun da ortadan kalkacağa benziyor. Biz de, son zamanlarda basında da oldukça geniş yer alan kaş ekimi konusu ile ilgili merak edilenleri Transmed Saç &Kozmetik Cerrahi Kliniği Medikal Direktörü Dr. Melike Külahçı’ya danıştık. İşte size, kaş ekimiyle ilgili en çok merak edilen konulardan derlediğimiz bilgiler…

Saçlar kaş oluyor

Kaş naklini, iki kulak arasında kafanın arka bölümünde bulunan ve donör bölge adı verilen alandan alınan, sağlıklı, genetik olarak ömür boyu dökülmemeye programlanmış, saç köklerinin kaşlara nakil edilmesi işlemi olarak tanımlamak mümkün. Operasyon 2-2,5 saat sürüyor ve saç alınan veya ekilen bölgede hiçbir ciddi ağrı olmuyor.

Lokal anestezi ve hafif yatıştırıcılar oluşan ağrıları gidermede yeterli geliyor. Ekim işleminden sonra iki gün hafif şişlik ve mor noktalar görülebiliyor. Ekim alanı aynı gün kırmızı noktalar şeklinde görünüyor. Bu kırmızı noktalar cilt kabuğu halini alarak yedi gün içinde tamamen kayboluyorlar. İki gün içinde hafif bir şişlik oluşabiliyor fakat bu da bir gün içinde kayboluyor. Ekim yapılmış köklerden kaşlar üç ay sonra çıkmaya başlıyor, dokuz ay sonra son hallerini alıyorlar. Uzmanların verdiği bilgiye göre bu, göze veya herhangi bir hayati organa hiçbir zararı olmayan masum girişim. Yani kaş ekiminin insan sağlığı üzerinde herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.

Peki, ekilen bu saçlar uzamıyor mu? Evet, ilk yıl normalin biraz üzerinde uzayan bu ekilen kıllar, birkaç yıl içinde daha yavaş uzamaya başlıyor. İlk çıkan kaşların daha uzun görünmemesi için haftada bir ince makasla kesilerek düzeltilmesi öneriliyor. Kaş telleri orijinal kaş kadar düzgün sıralı uzamayabiliyor ve ilk yıl kesilmezlerse fazla uzun görünüyorlar. Ancak ikinci yıl teller gerek yön gerekse uzama bakımından diğer kaşlara daha çok benzemeye başlıyorlar. Daha sonra bu kaş tellerini de diğer kaşlar gibi cımbız ve minik makasla düzeltmek mümkün hale gelebiliyor.

Operasyon sonrası, kaşlar artık sizin!

Ekilen kaşlar ömür boyu kalıcılığını ömür boyu koruyor ve hiçbir bakıma ihtiyaç duymuyorlar. Ekim işlemi sonucuna göre dokuz ay sonra ufak bir rötuş gerekebiliyor. Hemen hemen herkese bir rötuş dokunuşu yapılıyor. Yani sonunda ekilen saçlar tıpkı diğer kaşlar gibi alındıkları yerden tekrar çıkıyorlar. Ve son birkaç son not daha: İşlemden hemen sonra gözlük veya lens kullanmanın herhangi bir sakıncası bulunmuyor.

Kabuklar dökülür dökülmez eğer istenirse kaşlar yeniden toz farla ya da kalemle boyanabiliyor. Günlük kremler de aynı şekilde işlemden sonra kullanılmaya devam edilebiliyor. İşlemden 24 saat sonra banyo yapmak ve tamamen günlük hayata dönmek olası. Ayrıca merak edenler için hemen hatırlatalım: Kaş ektirdikten sonra Botox yaptırmanın da hiçbir sakıncası bulunmuyor.

Cosmopolitan

Günlük hafif makyajınızı gecenin ritmine uydurmak ve göz alıcı bir hale dönüştürmek artık çok kolay. Önerilerimizi uygulayın, gecenin tadını çıkarın!

Uzman

Ünlülerin makyaj uzmanı, Katrina Hess

Hazırlık

Cildinizde herhangi bir kızarıklık ya da sivilce varsa öncelikle onları kapatıcı ile gizleyin. Ardından T bölgesinin parlamasını
gidermek için ince bir tabaka halinde pudra uygulayın.

5 dakikada mükemmel gece makyajı

Gözlerinizin iç kısmına siyah kalem çekin. Bu, gözlerinizin beyaz kısmıyla mükemmel bir kontrast oluşturarak gece makyajına en iyi geçişi sağlayacak.

5 dakikada mükemmel gece makyajı

Ardından siyah göz kalemiyle üst kirpik dibine içten dışa doğru kalınlaşacak şekilde bir hat çekin. Dış köşeyi dağıtarak gölgeli bir görünüm yaratın ve dumanlı göz makyajı elde edin. Ardından bronz farı göz kapaklarınıza uygulayın.

5 dakikada mükemmel gece makyajı

Göz çevresine aydınlık bir ifade kazandırmak için ışıltılı göz farıyla (açık tenliler gümüş; esmer ve kumrallarsa altın tonları deneyebilir) göz pınarlarına minik bir dokunuş yapın.

5 dakikada mükemmel gece makyajı

Ardından aydınlatıcıyı şakaklarınızdan elmacık kemiklerinizin üst kısmına doğru uygulayın.

5 dakikada mükemmel gece makyajı

Maskarayı, fırçayı dikey tutarak kirpiklerinizin ucuna doğru dik olarak uygulayın. Böylece onları daha uzun göstermiş olacaksınız. Kuruduktan sonra üst kirpiklerinizi kirpik kıvırma aletiyle kıvırın.

5 dakikada mükemmel gece makyajı

5 Doğal tonlarda dudak parlatıcısını, orta kısma yoğunluk vererek şekilde sürün. Bu ekstra parlaklık dudaklarınızı daha dolgun gösterecek. Ve tabii sizi de daha seksi…

İpucu; T bölgesi için yağ emen mendiller gece gezmeleri için ideal.Cildiniz parladığında kat kat pudra uygulayarak maskemsi bir görünüm yaratmaktansa bu tarz yağ emici mendilleri kullanmak fazlasıyla avantajlı.

2012 makyaj trendi!

Cosmopolitan/Ezgi Tanlak

2012’nin ışıltılı makyaj trendi girdiğiniz her ortamda dikkatleri üzerinize çekmenizi sağlayacak. Bu tüyolarla yalnızca yılbaşı gecesi değil 365 gün boyunca ışık saçacaksınız!

Yeni yıla geri sayım başladı. Tabii siz de ne giyeceğinizi, makyajınızın nasıl olacağını düşünmeden edemiyorsunuz haliyle. Bobbi Brown markasının yaratıcısı, ünlü makyaj uzmanı Bobbi Brown, ışıltının kullanılacağı en doğru zamanın yılbaşı gecesi olduğunu söylüyor. Uygulaması diğer renklere oranla daha fazla risk taşıyan ışıltılı ürünleri nasıl kullanmanız gerektiğini ondan öğrendik.

2012 makyaj trendi!

Tehlikelere hazırlıklı olun

“Bence ışıltılı ürünler makyaj dünyasının mücevherleri” diyor Brown ve ekliyor; “Bu tarz ürünler ışığı yansıttıkları için kadınları çok daha güzel ve göz alıcı gösteriyor.” Işıltı barındıran ürünlerin özellikle göz çevresindeki renk bozukluklarının, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünürlüğünü azalttığı ise bilinen bir gerçek. Fakat gereğinden fazla kullanıldığında da kişiyi olduğundan çok daha yaşlı gösterebilir. Ya da T bölgesinde yağlanma problemi yaşayanlar, sorunlu bölgeye ekstra ışıltı eklediklerinde durum çok daha vahim bir hal alabilir. Bu tehlikeler sakın sizi ürkütmesin. Bobbi Brown’un yardımlarıyla ışıltılı ürünleri nasıl kullanmanız gerektiğini öğreneceksiniz.

Cool party eye palette.150 tl

2012 makyaj trendi!

Mükemmel ürün seçimi

Brown, ışıltılı ürünlerin kompakt ya da toz pudra, krem ve likit olmak üzere dört ayrı formda olabildiğini söylüyor. Eğer cildiniz aşırı kuru değilse ışıltılı kompakt pudra tercih etmeniz sizin lehinize olacak. Likit formdaki ürünler hem uygulama güçlüğü, hem de makyajın geri kalanını da riske etmesi bakımından dezavantajlı. Fakat çok daha fazla bölgeye yayılabilmesi açısından vücut için en ideali de bu ürünler. Kremsi formları uygulamaksa likid olanlara göre çok daha kolay. Fondöteninizin ya da pudranızın kayıp gitmesini istemiyorsanız tampon hareketlerle uygulamalısınız.

Lip color in part Rose ruj.65tl

2012 makyaj trendi!

Biraz büyü katın

Hafif bir ışıltı bile makyajınızda büyükdeğişiklikler yaratabilir. Tabii uyguladığınız bölge de bir o kadar önemli. Bobbi Brown’ın kuralı; günlük makyajda yüzde yalnızca tek bir bölgede; gece makyajındaysa iki bölgede ışıltı kullanmak. Siz de abartıya kaçmamak için bu kurala uyun. Eğer yılbaşı gecesi için omuz ve dekolte bölgenize ışıltılı bir vücutürünü uygulayacaksanız, yüzünüzde tek bir bölgeye ışıltıyla vurgu yaparak sınırların içinde kalmaya özen gösterebilirsiniz.

Ultimate party collection ruj ve far paleti.230tl

2012 makyaj trendi!

Işıltılı gözler

Işıltılı bir farı kirpik dibinden göz kapağınızın katlanma noktasına kadar uygulayın. Eğer açık tenliyseniz altın, kemik ve gümüş; kumralsanız pembe altın; esmerseniz bronz tonlarda bir ürün tercih edin. Kaşlarınızın hemen alt kısmına kemik ya da beyaz tonlarda bir ışıltılı far uygulayarak gözlerinizi daha büyük ve parlak gösterebilirsiniz.

Jet chromo dual ended eyeliner.55tl

2012 makyaj trendi!

Canlı yanaklar

Mat bir allığın yerine ışıltılı ürünler tercih ederek cildinizi daha canlı göstermeniz mümkün. Eğer cildiniz soğuk tonlardaysa pembe, sıcak tonlardaysa şeftali rengi allık tercih etmelisiniz. Orta kabarıklıkta bir fırçaışıltılı allığı hem elmacık kemiklerinize sürmeyi hem de dağıtmayıkolaylaşt ıracak. Kremsi bir ürün kullanmak istiyorsanız ürünü parmağınızla yedirmeye çalışmayın tampon hareketleriyle sürün. Böyleceten makyajınızı dağıtmamış olacaksınız.

Bobbi’s party eau de parfüm.130tl

2012 makyaj trendi!

Dudaklar

Işıltılı dudak parlatıcılarının ve rujların ışığı yansıtma özellikleri dudaklara daha dolgunmuş görüntüsü verir. Günlük kullanım için doğal dudak renginizi vurgulayacak ruj ya da dudak parlatıcısı seçin. Gece ise bir-iki ton koyu renk kullanarak etkiyi derinleştirebilirsiniz. Parlatıcıyı aynı tonlarda bir rujun üzerine sürerek etkiyi güçlendirin.

Onyx&sliver  Eye paint palette.150tl

2012 makyaj trendi!

Çarpıcı bir ten

Vücudunuza ışıltılı ürünler uygularken yalnızca bir ya da iki bölge seçmelisiniz. Brown, “Eğer ürünü tüm vücudunuza sürerseniz asla doğal bir sonuç elde edemezsiniz” diyor. Losyonlar ışıltıyı emeceği için alacağınız sonuç, ışıltılı vücutjellerinden daha abartısız olacak. Uygulama sonrasında ellerinizi yıkamayı sakın unutmayın, simlerle dolu bir avuç kimsenin hoşuna gitmeyecektir.

Lip Gloss Trio ikili dudak parlatıcı seti.100tl


Dermatolog ofi slerinde uygulanan, ciltte fark yaratan tedavilerden faydalanmanın tam zamanı. Bu işlemleri doğru kozmetik ürünlerle destekleyerek pürüzsüz ve ışıl ışıl bir cilde sahip olabilirsiniz.
Lekelerle savaşın

Güneş ışınlarının cilt üzerinde yarattığı en belirgin etki kahverengi lekelerdir. Cildin savunma mekanizmaları ne kadar güçlüyse, lekelenmeye karşı da o kadar dirençlidir. Gençlik yıllarınızda saatlerce güneş altında kalsanız bile cilt kendini onarmayı başarır. Ancak yaş ilerledikçe cilt hücreleri güneş nedeniyle oluşan serbest radikalleri etkisiz hale getirmeye başlar ve lekeler oluşur.
Sculpture Estetik Kliniği’nden Dermatolog Betül Şengör, ten renginin bütünlüğünü bozarak olduğunuzdan daha yaşlı görünmenize neden olan kahverengi lekelerin anatomisini şöyle anlatıyor; “Cilde rengini veren melanin pigmentleri ultraviyole ışınları yüzünden artar ve melanin üreten hücrelerin cildin bazı yerlerinde birikmesiyle lekeler oluşur.” Dermatolog ofi slerinde uygulanan farklı leke tedavileri, birçok lazer sistemi mevcut. Ancak  bu tedavilere yatırım yapmadan önce bilmeniz gereken en önemli şey güneşli, hatta yarı bulutlu bir günde güneş koruyucu sürmeden yapılacak yarım saatlik bir gezintinin bile hepsinin yeniden ortaya çıkmasına yeteceği.

Mezoterapi

Leke tedavilerindeki en önemli sorun, lekelerin bir süre sonra geri gelmesidir. Dipnot’tan Dr. Mustafa Karataş, “Benim leke tedavisindeki önceliğim cildi içten dışa tedavi ederek kalıcı iyilik sağlamaktır. Tedavi edilen lekenin geri gelmemesi için bu şarttır. Renk açıcı maddelerle mezolift tedavisi uygulayarak, cilt hücrelerinin melanin aktivitesini azaltıp, lekeleri içten tedavi etmek bence en etkili yöntemlerden biri,” diyor. “Formülün içinde bulunan hyalüronik asit, vitamin ve mineraller de cilt sağlığını olumlu yönde etkiliyor. Arkasından spot peel diye adlandırılan tek seanslık yeni jenerasyon peeling tedavi uyguluyorum. Bu peeling sonrasında yüze ciltte yaklaşık 12 saat kalan özel bir krem sürülüyor.” Karataş, leke tedavisinde sadece lazer uygulamayı tercih etmediğini söylüyor. “Tüm bu tedavilerden sonra eğer gerek duyarsam lazer teknolojisinden yardım alıyorum. Lekelere sadece lazer ile müdahale etmek eski nesil bir tedavi yöntemi, ayrıca bu yöntem kahverengi lekelerin daha da güçlenerek geri dönmesine neden olabiliyor.”

Skin stamp tedavisi

Sculpture Estetik Kliniği’den Dr. Pınar Karagülle, “D vitamini kemik sağlığı, bağışıklık sistemi için son derece önemlidir ve en önemli D vitamini kaynağı güneştir. Hepimizin bir parça güneşlenmeye ihtiyacı var, ama kontrolsüz güneş ve UV ışınları erken yaşlanmaya neden olur,” diyor. “Bana leke sorunuyla gelen hastalarıma önce peeling tedavisi uyguluyorum. Bir süre sonra da sorunlu bölgelere skin stamp cihazı ile büyüme faktörü içeren bir serum uyguluyorum. Cihazın aşığındaki mikro iğneler sayesinde serum cildin alt tabakalarına nüfuz ederek, cildin kendini onarmasını sağlıyor.”

Peeling tedavileri

Eğer lekeler cildin daha alt katmanlarındaysa yumuşak peeling tedavileri yetersiz kalacaktır. Bu durumda doktorunuz cildin alt katlarına kadar inebilen TCA peel tedavisini önerebilir. Tedavi acısız olsa da, yüzünüzdeki kızarıklık ve soyulma yüzünden yaklaşık bir hafta boyunca sosyal hayatınıza veda etmeniz gerekebilir.

Lazer tedavileri

Kahverengi lekeleri silmek için Q-Switched, Alexandrite, Nd:YAG ve IPL en çok kullanılan lazer sistemleri. Bu tip lazerler melanini ısıtarak yok ediyorlar. Birkaç gün sonra lekenin rengi koyulaşıyor, ardından kabuk bağlayarak düşüyor. Birçok uzman lazer işlemlerini peeling tedavileriyle kombine etmenin en başarılı sonuçları verdiğini söylüyor. Uygulanacak kombinasyonları hastanın ihtiyaçları ve bütçesi belirliyor. Artplast Estetik Merkezi’nden Op. Dr. Orhan Murat Özdemir leke tedavilerinde Visia 3D sistemi sayesinde daha etkili bir tedavi uygulanabileceğini ve yapılan tedavinin sonuçlarının matematiksel veriler ışığında değerlendirilebileceğini söylüyor. “Bu fotoğrafl ama teknolojisi sayesinde derininin alt tabakasındaki, henüz yüzeye çıkmamış sorunları, cildin kalınlığını, lekelerin derinliğini, yapılan işlemlerin objektif sonuçlarını görmek mümkün” diyor. “Bu akıllı makine sayesinde nasıl bir tedavi uygulanacağına karar veriliyor ve eğer cildini korumazsa bir sene sonra hangi lekelerin, kırışıklıkların oluşacağı hastaya gösteriliyor.”

Evde bakım

İçlerindeki aktif madde ne olursa olsun lekelerle savaşmak için tasarlanmış ürünlerin ortak hedefi melanin üretiminde rol oynayan tirozin enzimini bloke etmek. Etkili sonuçlar almak için bu kremleri en az üç ay boyunca kullanmanız gerekiyor. Kahverengi lekelerin tekrar oluşmasını önlemek için cilt bakım rutininize yüksek koruma faktörlü bir güneş kremi eklemeniz gerektiğini unutmayın. Dr. Pınar Karagülle bu konuyu şöyle açıklıyor; “Yılın 365 günü UV ışınlarına maruz kalıyoruz. Bu yüzden sadece yaz aylarında değil, her gün düzenli olarak güneş koruyucu kullanmak son derece önemli,” diyor. “Leke oluşumunu ya da var olanların koyulaşmasını önlemek için içeriğinde saf titanium dioxide gibi cilde çarpan güneş ışınlarını ayna gibi yansıtan maddeler bulunan ürünleri tercih edin.”

Canlı ve parlak bir cilt için

Hafif bronzlaşmış bir cilt, her ne kadar parlak ve canlı görünse de maalesef güneşin bu hoş etkisi sadece kısa bir süre için geçerlidir. Mevsim değiştiğinde UV ışınlarının gerçek etkileriyle baş başa kalırsınız; donuk, cansız ve tüm ışıltısını kaybetmiş bir cilt. Eğer orta yaşlarınızı geride bıraktıysanız, bu duruma cilt hücrelerinin yenilenme süresinin yavaşlaması da eşlik eder. İyi haber; dermatolog muayenehanelerinde kısa sürede çabuk sonuçlar alabileceğiniz birçok tedavi mevcut. Dr. Betül Şengör,“Cilt uyarılmazsa yaşlanır. Cildi gençleştirmek, canlı ve taze bir görünüm yaratmak için en etkili tedaviler ciltte hafif bir hasar yaratarak, uyaran işlemlerdir,” diyor. “Böylece hücreler yara iyileşmesini taklit ederek daha çok kolajen, elastin üretirler ve cildin kalitesi her anlamda düzelir.”

Mezolift

İnce iğnelerle cilt altına vitamin ve minerallerin enjekte edilmesi senelerdir uygulanan bir yöntem olsa da içerikler giderek zenginleşiyor ve formül gün geçtikçe daha etkili bir kokteyle dönüşüyor. Dr. Mustafa Karataş, “Bence donuk, cansız ve nemsiz cilt için en etkili yöntem vitamin ve minerallerden oluşan bir kokteyli ince uçlu iğnelerle cilt altına vermek. Son dönemlerde bu kokteyle sihirli bir molekül de eklendi; büyüme faktörü. Bu madde hücreleri aktive eden proteinlerin sentezini sağlıyor. Bir ay arayla uygulanan iki seans daha parlak, daha sıkı ve daha nemli bir cilt yaratıyor” diye anlatıyor.

PRP Tedavisi

Son yılların en popüler tedavilerinden biri olan PRP’de cildi gençleştirmek için kendi kanınız kullanılıyor. Kulağa pek hoş gelmese de aslında son derece basit bir işlem; ufak bir miktar kan alındıktan sonra içindeki büyüme faktörü bulunan iyileştirici hücreler ayrıştırılıyor ve mezoterapi yöntemiyle cilde veriliyor. Dr. Betül Şengör,“PRP tedavisini IPL ışık terapisi ile kombine ediyorum. Sonuçlar gerçekten çok başarılı,”diyor. Estethica Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Bülent Taştan, “Bu işlem cilt gençleştirme, akne izlerinin giderilmesi, kırışıklıkların hafifl emesi, elastikiyet kaybı ve vücuttaki yaşlanma belirtilerinde de etkili. Olumlu sonuçlarının sürekliliği için iki hafta arayla uygulanan 3-4 seanslık kürlerin her yıl tekrarlanmasını öneriyorum,” diyor.

Obagi-blue peel radiance

Este World’den Dermatolog Meryem Seyidi, ciltteki güneş ışınlarına bağlı hasar, donukluk ve renk düzensizliği için uygulanan salisilik bazlı bu sistem için, “İlk uygulamadan sonra bile cilt çok daha sıkı ve parlak görünüyor” diyor. “Ciltteki bu etkilerin kalıcı olmasını isteyenler için bir ay arayla 4-6 seanslık bir kür öneriyorum. Bu işlem boyun ve dekolte bölgesinde de çok başarılı sonuçlar veriyor.” Yaz-kış uygulanabilen ve sadece 10 dakika süren işlem ciltte kızarıklığa neden olmadığı için sosyal hayatınıza hemen geri dönebiliyorsunuz.

Intracel fraksiyonel rf tedavisi

Altın kaplama iğneler bulunan uygulama başlığıyla ciltte mikro tüneller açarak cilt altına radyo frekansı veren bu sistem cilt canlandırma, leke ve elastikiyet kaybı tedavilerinde kullanılıyor. Myeste Kliniği’nden Dr. Birgül Altuntürk bu sistemin en önemli avantajının cildin derin tabakalarına da etki etmesi lazer sistemlerinin aksine enerjiyi cilt altından verdiği yanma hissinin minimum olması olduğunu söylüyor. “Cilt üstünde herhangi bir hasar oluşmadığından yaz aylarında da uygulanabiliyor. İşlem son derece konforlu ve sadece 20 dakika sürüyor, etkilerini üç – dört gün içinde görmeye başlıyorsunuz, iyilik hali beş hafta sonra maksimum düzeye ulaşıyor ve tek bir seansın etkisi yaklaşık bir yıl sürüyor.”

Yeni nesil hyalüronik asit

Doğal olarak vücutta bulunan bu maddenin en önemli özelliği ağırlığının yüzlerce katı su molekülünü çekmesi. Dolgu enjeksiyonlarının aktif içeriği olarak kullanılan bu madde bu defa IAL sistemi olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Özdemir, “Bu terapinin diğerlerinden farkı yüzde yüz saf hyalüronik asit içermesi. Enjeksiyon yapıldıktan sonra, iki gün içinde cilde yoğun nem çekerek parlaklık, ışıltı veriyor ve etkisi uzun süre kaıyor. Yorgun, donuk ve güneş hasarlı ciltlerde haftada bir defadan üç seans öneriyorum.”


Yüksek teknolojili ürünlerin içerdiği kimyasal ve sentetikler gözünüzü korkuturken doğal ve organik olarak adlandırılan ürünlerin kokusuna dahi dayanamıyorsanız sizi hepsinin tam ortasın da bir markayla tanıştıralım.

Miray Uçar/ CafeRUJ

Robert Calcraft ve Antony Buck tarafından, kozmetikler konusunda uzman bir farmakolog ile 2 yıllık bir araştırma geliştirme süreci sonrasında, Eylül 2000’de Londra’da satışa sunulan Ren markası şimdilerde Türkiye pazarında nefes alıyor. Ren Skincare marka yöneticisi Nilüfer Yıldırım’la sağlıklı cildin sırlarını ve doğal ürünleri konuştuk.

Sağlıklı bir cilt için neden doğal ürünler tercih edilmeli?

Bayanlar öncelikle cilt sağlıkları icin kaçınmaları gerekenleri çok iyi bilmeliler. Bunlardan ilki cilt bakım formüllerinde kullanılan kimyasallar. Cilde zararlı olan içerikler ciltte tahrişe ve alerjik reaksiyonlara sebep olur. Basta hassas ciltler olmak üzere tüm cilt tiplerine bu içeriklerden sakınmalarını öneriyoruz. REN felsefesinin ve konseptinin göstergesi ”NO DAMGASI” içermediği zararlı maddeleri/kimyasalları vurguluyor paraben, petrokimyasallar, silikon, sulfatlar, TEA/DEA, sentetik parfum/ renkendirici vb. içerikleri içermemesi REN’i diğer tüm cilt bakım markalarından ayırıyor. Bunun dışında fazla kafein insulin seviyelerini istemediğimiz sekilde oynatır bu da ciltte inflamasyonlara neden olur. Yesil cay kahveye bu anlamda çok iyi bir alternatif. Bol bol su içmeleri gerek. Su hücreleri temizlerken toksinlerden arındırır, sisliği de azaltır. Bunun dısında stresten kacınmamız ve egzersiz yapmamız da cildimiz için müthiş birer ilaç.

Günlük cilt bakımın olmazsa olmazı nedir?

Hava kirliliğinin etkilerini en aza indirmek, tıkanmış gözenekleri temizlemek ve ölü hücrelerden arındırmak için cildinizi mutlaka temizleyin. Cildin doğal dengesini bozmamak adına sulfat içermeyen ürünler kullanmaya dikkat etmelisiniz. Ölü hücrelerden kurtulmak ve cildin doğal sağlığını koruması için haftada en az bir kere peeling uygulamalısınız.

Türk kadınının favori güzellik ürünü hangisi?

Türk kadını kendine bakmayı çok seviyor, yenilikleri takip eden, keyifli ürünler kullanırken aynı zamanda sağlığından da odun vermek istemeyen bilinçli bir tüketici. Temizlik ürünlerinin yanında göz bakımı ve anti ageing ürünlere ilgili duyuyor.

Ren kullanan ünlü isimler kimler?

Ren Skincare prestijli bir marka. Ürünlerimizi Sienna Miller, Kate Moss, Sadie Frost ve Sophie Dall gibi isimler kullanıyor.

Ren’in ürün skalasında neler var?

Cilt ve vücut bakımı olmak üzere tüm ihtiyaçlara cevap veren, petrokimyasallar, sülfatlı deterjanlar, sentetik renklendiriciler, hayvansal bileşenler, parabenler gibi cilt dostu olmayan maddeleri içermeyen, “CLEAN BIO-ACTIVE” ürünler sunuyoruz.

Ren ürünlerine nasıl ulaşabiliriz?

REN ürünlerine yetkili eczanelerden ulaşılabiliyor. Eczanelerimiz arasında İstinye park, Palladium, Akmerkez, Metrocity, gibi Avm eczaneleri ve Bagdat eczanesi, Taksim Itır, Canan eczanesi gibi butik eczanelerde de bulunuyor.

Işıl Işıl bir cilt için öneriler

Cildin toleransını arttırın:

Erken yaşlanma belirtilerini en aza indirmek için cildinizin reaktivitesini azaltın ve böylece toleransını arttırın.

Koruyun ve nemlendirin: Nemlendirilmiş cildin bariyer fonksiyonu daha iyi çalışır.

Güçlendirin: Cilt bariyer ve kendi kendini tedavi fonksiyonlarını güçlü tutmak için cilt lipidlerinin sağlıklı kalmasını sağlayın.

Güzellik dünyasında büyük değişimlere hazır olun! Hep moda trendleri değişecek değil ya artık estetiğin de trendleri değişiyor. Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yakup Avşar, 2012 yılında moda olacak estetik girişimlerini şimdiden belirledi.

Güzelleşmek artık sandığınız kadar da zor değil. Küçük bir estetik müdahaleyle sadece yarım saatte istediğiniz buruna kavuşabilir, mankenleri kıskandıracak bir vücuda sahip olabilirsiniz. Fakat bu değişimi yaparken estetik trendlere de uymanız ve estetik modasının gerisinde kalmamanız gerekiyor.

İşte uzmanından değişen trenler hakkında bilgiler:

Kalkık burunlar artık istenmiyor

Op. Dr. Yakup Avşar, “Artık burun estetiği ameliyatı yapılmadan önce estetik tasarım yapılması gerekiyor. Kişinin burun yapısının da değişime izin vermesi lazım. Değişim hastanın burun yapısına göre sağlanıyor. Herkesin istediği burun şekli farklı olsa da genelde günümüzün trendi karakteristik, hoş görünen burunlar. Kimse burun deliklerinin çok belirgin olmasını istemiyor. 80’lerde çok fazla yapılan oldukça kalkık burunlar artık istenmiyor. Kimse uzun burun istemiyor. Son günlerde burunda minimal bir kavis isteniyor. Çok düz burunlar ise tercih edilmiyor. Belirli bir kavis olacak ve hafif bir diklik olacak. Burun ucu, altı çok bombeli olmamalı, delikler görünmemeli” diyor.

Meme boyutları normalleşiyor

Op. Dr. Yakup Avşar, meme estetiğinde artık normal boyutlarda memelerin istendiğini belirtiyor. Kadınların yüzde 15’i genelde çok büyük göğüsler istiyor. Yüzde 15’i ise çok küçük istiyor. Yüzde 70 ise standart yani 80 B istiyor. Genelde trend dekoltenin iyi görünmesi, göğüslerin ağır olmaması.

Fazlalıklar diğer bölgelerde kullanılıyor

Fazlalık bölgelerinden alınan yağların ihtiyaç duyulan diğer bölgelerde kullanıldığı yöntemler günümüzde çok sık kullanılıyor. Op. Dr. Yakup Avşar, “Vaser sistemi denilen yöntemle yapılan operasyonların oldukça etkili olduğunu belirtiyor. Bu yöntemde fazlalık olan bölgeye ultrason veriliyor ve o bölgedeki yağ eritiliyor. Eskiden görülen çökmeler bu yöntemle oluşmuyor. Popo kaldırma, bel oyma, karın şekillendirme, bazen göğüste de kullanıyor. Vaser cildi içeriden bir miktar toparlıyor. Alınan yağ ise gerekli görülen bölgede değerlendirilebiliyor. Örneğin popo şekillendirmede alınan yağ, bacaklar zayıfsa bacaklara enjeksiyon yapılabiliyor” dedi.

Kimyasal katkı içermeyen, iki bin derecede kaynatıldıktan sonra tahta kalıplarda iple şekil verilen organik sabunlar, çok sayıda rahatsızlığa çare oluyor.

Yüzde 100 organik olarak üretilen sabunların faydaları

Bıttım Sabunu: Egzama, mantar, ergenlik sivilcelerine, saç diplerindeki yaralara karşı çok etkilidir. Saç dökülmelerinde ve saçların yağlanmasını önlemede de etkin olarak kullanılır.

Süt-Bal İnci Tozlu Sabun: Göz altı morluklarında çok etkili olduğu bilinen bu sabunun, cilde canlılık verir, besler, yumuşatır ve nemlendirir. Bütün cilt tipleri için uygun bir besleyici özelliğe sahiptir.

Tarçın Sabunu: Yüz çillerinin giderilmesinde çok etkilidir, bunun yanısıra yara, sivilce ve çatlaklar için de en etkili sabunlardandır.

Papatya Sabunu: Göz kapağı iltihaplarına iyi gelen bu sabun, göz altı torbalarında etkilidir, selülit tedavisinde kullanılır, egzama kaşıntı ve mantara iyi gelir, ayrıca saçlara dolgunluk ve parlaklık verir.

Limon Sabunu: Ciltteki gözenekleri açarak cildin nefes almasını sağlayan bu sabun ise sivilce, siyah nokta ve çillere iyi geliyor. El ve ayak nasırlarında etkilidir, doğal bir antiseptik. Cildin nem dengesini sağlayan sabun, köpüğü ile yapılan masaj baş ve vücut ağlarında da etkilidir.

Menengiç Sabunu: Sedef, kaşıntı, selülit ve topuk çatlaklarına iyi gelir. Saçları ve cildi besler, düzenli kullanıldığında cilt çatlaklarını giderir ve nasırları yok eder.

Meyan Kökü Sabunu: Sedef, behçet, lüpus türleri, pernisiöz anemi, hashimoto gibi hastalıklarda diğer tıbbi ve bitkisel tedavilerle birlikte uygulanabiliyor, kanser ve lösemi tedavilerinde hastanelerde bitkisel destek olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Gül Yapraklı Sabun: Cildin nem dengesini korur. Alerjik ve hassas ciltler için rahatlıkla kullanılabilen bu sabun, egzama, sedef ve kaşıntıyı gideriyor.

Kayısı Sabunu: İçeriğindeki E vitamini sayesinde nem kaybını önleyerek cildin direncini artırıyor. Tüm ciltler için uygun olan bu sabun da düzenli kullanıldığında sivilce, siyah nokta ve lekelerin giderilmesinde etkili oluyor.

Buğday Sabunu: Hücre yenilenmesinde etkin olduğu ifade edilen buğday sabununun, içerisindeki A, D ve B vitaminleri ile pürüzsüz bir cilt görünümü sağlıyor, yara, yanık ve ciltteki güneş ve doğum lekelerini gideriyor.

Sarımsak sabunu: saç dökülmesi, kepek gibi saç sorunlarına iyi geliyor.Sarımsağın keskin kokusunun kullanım sırasında etkili oluyor, ancak kısa süre içinde kokunun etkisi kayboluyor sarımsak sabunu saç diplerine masaj yapılarak kullanılıyor.

Amerikalı bilim insanlarının bulduğu yeni tedavi yöntemiyle sivilce kabusu sona erecek.

Milyonlarca gencin mustarip olduğu akne çilesinin aşıyla sonlandırabileceği açıklandı.

ABD’nin California Üniversitesi’nden bilim insanları dünyanın en büyük aşı şirketi Sanofi Pasteur’le akneye neden olacak sorunu durduracak aşı üzerinde çalışıyor.

Uzmanlar akneyi tedavi edecek aşının beş yıl kadar az bir süre içinde kullanıma sokulabileceğine inandıklarını söyledi. Aşı ile tedavinin akneye neden olan ana bakteri Propionibacterium’u safdışı bırakmak üzerine dayandığı belirtiliyor.

Şeyda Coşkun
Ahmet Maranki
Şifalı Yemekler

İbrahim Saraçoğlu
Canan Karatay
Prof Dr O. Müftüoğlu
Suna Dumankaya
Taylan Kümeli
Dr. Feridun Kunak
Haluk Saçaklı
Erkan Topuz
Mehmet Öz
Ebru Şallı
Dr Gürkan Kubilay
Suat Arusan
Ender Saraç
Ömer Coşkun
KAN GRUBUNA GÖRE BESLENME
Güzellik & Bakım
Diyet
Şifalı Bitkiler
Gün Gün Hamilelik
Ameliyat Görüntüleri
3000 TIP DOKTORU
Yeni SGK Yasası
Alışveriş & İndirim
Fıkralar
İstanbul Rehberi
Tatil Seçenekleri
Şarkı Sözleri