İLETİŞİM
SİTE SAHİBİ: NESRİN İKİZLER e.mail: perizadeyasar@hotmail.com
BİZİ TAKİP EDİN
02128561627
Kategoriler
Uyarı!
Sitemizde yer alan bilgiler paylaşım amaçlıdır. Lütfen uzmanlara sorularınızı kendilerine ait web sitelerinden sorunuz.
Yasal Uyarı!
Bu sitedeki bilgiler tavsiye niteliğinde olup tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız.Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.
Legal Notice!
The information on this site is in the nature and treatment purposes is not recommended. It is the responsibility of the applications the site owner. A physician for medical problems always have danışınız.Your doctor's the drugs and diagnostics without necessarily going kullanınız.To doctor Whatever your complaint, you can put, with this information, do not attempt to treat your self. This information is not strictly a disease diagnostic purposes.

Arşiv ‘ANNE VE ÇOCUK’ Kategori

Image and video hosting by TinyPic

Hayatın ilk bir ayında en sık karşılaşılan sorunlardan birisi yenidoğan sarılığıdır. Sağlıklı, zamanında doğmuş bebeklerin % 60’ında, erken doğan bebeklerin % 80’inde sarılık görülür.

Anne karnındaki bebeğin alyuvarları farklıdır.Bu alyuvarların içerdikleri hemoglobin çeşidi, fetal hemoglobindir(HbF). Yenidoğan bebeğin, anne kanındaki alyuvarlardan farklı alyuvarlara ihtiyacı vardır. Onun için doğar doğmaz bebeğin kanındaki alyuvarlar hızla yıkılmaya başlar ve yerine yeni hemoglobin (HbA) içeren alyuvarlar yapılır. Ancak, yıkılan alyuvarlardan bol miktarda sarılık maddesi(biluribin) üretilir. Normalde biluribin karaciğerde işlenerek vücuttan atılacak hale getirilir. Ancak fazla üretilen biluribin bebeğin karaciğer kapasitesini aşar,  bebeğin kanında ve dokularında birikmeye başlar. Sarı renkte pigmentlere sahip olan bilirubin, bebeğin cildini, dokularını sarı renge boyar. Ve yenidoğan sarılığına yol açar.

Yeni doğmuş bir bebeğin kanında bulunması gereken bilirübin miktarı 1-2 mg/dl kadardır. Bu miktar 5 mg/dl’yi aştığında sarılık fark edilir ve ilk olarak göz akları sararmaya başlar. Kanda bulunan bilirübin düzeyi ile vücuttaki dağılımı arasında iyi bir uyum vardır. Bilirübin 5-8 mg/dl olduğunda sarılık baş ile boyun arasında görülür. 8-10 mg/dl olduğunda gövdenin üst kısımlarında, 10-13 mg/dl olduğunda gövdenin alt kısımlarında, 13-16 mg/dl’de kol ve bacaklarda da sarılık gözlenir. El ve ayaklara kadar inen sarılıkta bilirübin değeri 20 mg/dl civarındadır. Bu değerlere de klinik ölçümler sonucu ulaşılır. Bu yüzden çocuk doktorunuz şüpheli gördüğü durumlarda bebeğinize kan testi yapılmasını isteyecek ve kanındaki bilirübin düzeyini ölçecektir.

Sarılık, genellikle doğumdan 2-3 gün sonra görülüp, 7-10 gün içinde kaybolur ve sarılığın kaybolması en son göz aklarında olur. Prematüre bebeklerde sarılık daha sık ve şiddetli görülür ve 4-5. günde belli olur.

Sarılıkta, hangi bebeklerin tedavi edilmesi gerektiğine karar vermek büyük önem taşır. İlk gözlem, vücut renginin sararmasıdır. Bu sararma baştan ayağa doğru yayılır. Deriye parmakla bastığımızda ortaya çıkan renk, sarılığın şiddeti hakkında daha iyi fikir verir. Bu muayenenin sağlıklı olabilmesi için mutlaka gün ışığında veya beyaz ışık altında olması gerekir. Doğumdan sonra  ilk 24 saat içinde taburcu edilen bebekler mutlaka 48 saatten sonra görülmeli ve sarılık açısından değerlendirilmelidir.

Fizyolojik  sarılık:

Anne karnındaki bebekte oluşan sarılık maddesi (bilirubin), plasenta yoluyla anneye geçerek anne karaciğerinde işlenir. Dolayısıyla, bebek bu bilirubinden zarar görmez. Bebek doğduğunda kanındaki bilirubin düzeyi % 1-2 mg civarındadır. Doğumdan sonra  yavaş yavaş yükselmeye başlar. Geçici olan bu yükselmeye fizyolojik sarılık denir ve iki  evrede incelenir.

Sağlıklı, zamanında doğmuş bir bebekte birinci evrede kan bilirubin düzeyi 3-5. günlerde % 6-7 mg düzeylerinde bir pik yapar. Daha sonraki ikinci evrede hızlı bir düşüşü takiben bilirubin yavaş yavaş azalmaya devam eder ve birkaç hafta içinde normale döner. Fizyolojik sarılık, bebek karaciğerinin bilirubini tutma ve bilirubini değiştirme sürecindeki enzim eksikliğinden kaynaklanır.

Yenidoğan bebekte  bilirubin yapım hızı artmıştır. Hergün kilogram başına 10 mg bilirubin üretilir. Bu değer, erişkinlerinkinden iki kat fazladır.

Çocuk doktorunuz tarafından da yakından takip edilecek olan bu sarılık, çoğu zaman özel bir tedaviye gerek kalmadan bir hafta ya da on gün içinde geçebilir.

Prematüre bebeklerde bu dönemdeki bilirubin düzeyi % 10-12 mg’a kadar ulaşabilir. Prematürelerde, fizyolojik sarılığın ikinci evresi de daha uzundur ve 2-4 hafta sürebilir.

42 haftanın üzerinde doğanların hemen hepsinde, zamanında normal doğanların ise yaklaşık yarısında, fizyolojik sarılık görülmez veya çok hafif geçer.

Anneleri şeker hastası olan çocuklarda sarılık daha sık görülür ve daha yüksek seyreder.

Fizyolojik sarılığın bir çok bebekte görülüp, tedaviye gerek kalmadan geçmesi sık karşılaşılan bir durum olsa da, mutlaka doktor takibi altında bu dönemin geçirilmesi gerekir. Çünkü yüksek seyreden sarılığın tanı ve tedavisinde geç kalınırsa kernikterus denilen bir hastalık görülebilir. Bilirubin beyinde birikir, bazal ganglion denilen bir bölgeyi etkiler.Beyin hasarına yol açar. Bebek; 2-7. günde gevşeklik, tiz sesli ve güçsüz ağlama, yavaş refleksler, zayıf ve isteksiz emme, kusma, ateş, havale gibi belirtiler gösterir. Ve ne yazık ki bu bebeklerin %50’si ölür. Bu yüzden bebeğinizde sarılık belirtisi varsa, olayı ciddiye alınız, nasılsa geçer demeyiniz ve mutlaka çocuk doktorunuza danışınız.Doktorunuz bebeğinizde, bilirubin düzeyinin yükselip yükselmediği kontrol eder. Sarılığın fizyolojik mi yoksa patolojik mi olduğunu araştırır.Gerekli tetkikleri yapar. Fizyolojik sarılık olmasına rağmen kan bilirubini fazla yükselirse bebeğin hastanede tedavi edilmesi gerekir.Tedavide geç kalmamak önemlidir.

Anne sütü sarılığı:

Anne sütüne bağlı sarılık, uzun yıllardan beri bilinmektedir. Anne sütü ile beslenen her yüz çocuktan  15’inde,  bilirubin düzeyi %12 mg’ın üzerine çıkarken,  mama ile beslenen her yüz bebekten 4’ünde biluribin düzeyi %12 mg’ın üzerine çıkar. çıkar. Genel olarak bilirubin düzeyi ikinci haftaya kadar devam eder ve yavaş yavaş azalarak birkaç ay içinde azalır. Bebeklerde herhangi bir hastalık belirtisine rastlanmaz. Kilo alımı normaldir. Aile sarılığın iki, üç ay kadar uzayabileceğini bilmeli ve psikolojik olarak rahatlamalıdır. Böyle durumlarda bazen anne sütü 24-72 saat kesilir ve mama ile beslenir. Sarılık hızlı bir şekilde  azalır daha sonra anne sütü tekrar verilir, bu ara dönem içinde süt sağılmalıdır. Tekrar anne sütü verildiğinde sarılık artmaz.

Fototerapi (ışın tedavisi)

İlk kez 1958 yılında  bahçede gezmeye çıkarılan sarılıklı bebeklerin renginin  güneş ışığıyla açıldığının tesadüfen gözlenmesi fototerapinin temelini oluşturmuştur. O günden beri fototerapi sarılık tedavisinde en yaygın şekilde kullanılan tedavi yöntemidir.

 

Hafif fizyolojik sarılıklarda tedaviye gerek duyulmaz. Ancak 15 mg/dl’yi geçen ve düşmeyen sarılıklarda, en sık uygulanan tedavi ultraviyole ışınlarının kullanıldığı fototerapidir. Etkili bir yöntemdir. Işığın etkisiyle bilirübin, suda eriyen ve vücuttan kolayca atılabilen bir hale gelir. Bebeğin deri yüzeyi çok geniş olduğu için, ışık tedavisinin etkisi daha belirgindir.

Tedavi sırasında bebek tamamen çıplak bırakılır. Gözleri ışıktan zarar görmesin diye kapatılır. Bu işlem sırasında bebeğin derisinden sıvı kaybı olacağından dışarıdan ek sıvı verilir. Fototerapi sırasında besinlerin bağırsaklardan geçiş süresi kısaldığından bebeğin dışkılama sayısı da artabilir.  Beslenmesi bebek odasında yapılır. Bu tedavi sırasında anne sütünün kesilmemesi gerekir. Anne her an bebeğinin yanında bulunup emziremiyorsa, sütünü sağarak bebeğini beslemeye devam etmesi önerilir.

Sarılığın tedavisinde amaç,  beyinde oluşabilecek problemleri ortadan kaldırmaktır. Bilirübin düzeylerini belirlenen sınırların altında tutmak için öncelikle bebeğin yeterli sıvı ve kalori alması sağlanmalıdır.

Fototerapi ile, zamanında doğan  veya erken doğan tüm bebeklerin tedavisi yapılabilir.

 

Yaş                                   fototerapi sınırı (bilirubin düzeyi)

——————          ———————————–

2. gün (25-48 saat)                         % 12 mg

3. gün (49-72 saat)                         % 15 mg

3. günden sonra                               % 17 mg

Kan değişimi:

Kandaki bilirubin düzeyi aşırı yükselirse bebeğin beynine yerleşerek, motor ve zeka geriliğine neden olur. Sarılıklı bebeklerde kan değişimine karar verilirken kan bilirubin düzeyine bakılır. Eğer kandaki bilirubin düzeyi %20-25mg üzerine çıkarsa, bebeğin beyninin zarar görmemesi için kan değişimi yapılır.  Çocuk doktorunuz, kan değişimine karar verirken, bebeğin doğum haftasına, bebeğin düşük doğum ağırlığında olup olmamasına, bebekte başka bir hastalık olup olmadığına bakarak karar verir.

Kan değişimi aileler arasında fazla göz korkutucu görünmektedir. Ancak hayat kurtarıcı bir işlemdir ve sanıldığı kadar riskli değildir.

Anne sütü bebeğiniz için eşsiz ve hazır bir üründür. Emzirmenin olanaklı olmadığı veya sütün fazla olması gibi durumlarda sütünüzü sağarak bebeğinize verebilir, fazla sütü uygun şekillerde muhafaza ederek yeniden kullanabilirsiniz. Ama tabii püf noktalarına dikkat ederek! Beslenme Danışmanı Melek Yenigün, bu noktalara değiniyor.

Sütünüzü aşağıda belirtilen koşullara uyarak standart bebek biberonlarında veya özel süt saklama poşetlerinde saklayabilirsiniz. Ama mutlaka saklama kapları üzerine mutlaka saklama başlangıç tarihi ve saat bilgilerini yazın.

Anne sütü nasıl saklanmalı?

Oda sıcaklığında:

• 27 derece oda sıcaklığında 4 saate kadar

• 9 derece oda sıcaklığında 8 saate kadar

Buzdolabında:

• 4 derecede 24 saate kadar

Derin dondurucuda:

• Özel bölmeli buzdolabı buzluğunda 1 ay (kapıya uzak muhafaza ediniz)

• Derin dondurucuda 3 ay (- 19 derece) Dondurulmuş süt içerisindeki lipaz enzimleri aktif kalacaktır. Lipaz yönünden zengin sütlerde dondurulma sonrasında sabunsu bir tat ortaya çıkabilir. Bu sabunsu tat bebeğiniz için zararlı değildir. Fakat bebeğiniz bu tadı reddedebilir.

Sütünüzü hızlı bir şekilde soğutun ve asla kaynatmayın. Kaynatılmış anne sütü içerisindeki lipaz enzimleri deaktif hale geçecektir.

Bekleme sürelerine aşmamış farklı sağım sütleri henüz dondurmamış iken birleştirilerek saklanabilir. Azami saklama süresi için ilk sağım saati dikkate alınmalıdır.

Sağılmış sütlerinizi az miktarlarda (5-10 cl) dondurun. İhtiyacınız olan kadarını çözerek kullanmanız kalan sütün israf olmasını önleyecektir.

Soğutulmuş sütün üzerinde ince kremsi bir tabaka görülebilir, sütü kullanıma hazırlamak için ısıtma sonrası çalkalayın.

Buzdolabından çıkarılan süt nasıl ılıtılır?

Isıtılacak sütü saklama kabı veya biberon içerisinde sıcak su dolu bir kaba sokarak sütü içilecek sıcaklığa getirmek en uygun yöntemdir. Doğrudan ateş üzerinde sütü ısıtmayın. Mikrodalga sütün anti-infektif özelliğini olumsuz etkileyecektir. Ayrıca süt içerisinde oluşturabileceği sıcak noktalar bebeğinizi yakabilir. Bu nedenle sütü ısıtmak için mikrodalga kullanmayın.

Dondurulmuş süt nasıl ısıtılır?

Dondurucudan çıkan sütü buzdolabı içerisine alarak çözülmesini bekleyebilirsiniz. Daha sonra saklama kabı veya biberon içerisinde sıcak su dolu bir kaba sokarak sütü içilecek sıcaklığa getirebilirsiniz. Dondurulup sonrasında çözülmüş sütü buzdolabında 24 saat saklayabilirsiniz. Dondurulmuş sütü yeniden dondurarak saklamayın. Oda sıcaklığında veya buzdolabında azami bekleme süresini aşmış sütü tüketmeyin.

ANNE SÜTÜ NASIL SAKLANIR?

Günümüzde çalışan annelerin sayısı artıyor. Anneler ise, bebeklerinin anne sütünün yararlarından mahrum kalmalarının istemiyor. Besleyici değerinin yanında, pek çok hastalığa karşı koruyucu özellik taşıyan anne sütünün nasıl saklanması gerektiğini biliyor musunuz?

Anne sütünün bakteri üremesine dirençli olduğu ve oda ısısında 10 saate kadar özelliklerinden kaybetmeden saklanabileceğini biliniyor. Buradaki önemli nokta anne sütünün saklanacağı kabın hijyen kurallarına uygun olması.

Anneler sütünü elle sağabileceği gibi süt sağma makineleriyle de sağabilirler. Ne şekilde yapılırsa yapılsın, süt sağılmadan önce eller iyice yıkanmalı ve sağılan süt temiz bir plastik ya da cam saklama kabında saklanmalı. Ayrıca sağılan sütler derin dondurucuda saklanma üzere süt saklama poşetlerinde de bekletilebilir.

Anne Sütünün Saklama Süreleri

• Anne sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+ 1 ile +4 °C arasında) saklanabilir.
• Süt, tek kapılı buzdolabının buzluğunda (-7 ile -2°C arasında) 3 haftaya kadar, iki kapılı buzdolaplarının buzluğunda 3 ay saklanabilir.
• Sütünüzü derin dondurucuda (-18 °C nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.
• Kolostrum olarak adlandırılan doğumdan sonraki ilk 7 gün üretilen anne sütü sağıldıktan sonra içerdiği antikorlar sayesinde oda sıcaklığında 12 saat, daha sonra ki anne sütü ise 6 saat besin değerini kaybetmeden saklanabilir.

Anne sütü bebeğe verilmeden önce ısıtılmamalı. Isı anne sütünün anti-mikrobik özelliğini yitirmesine sebep oluyor. Bunun yerine anne sütü, ılık akan suyun altına tutularak ısıtılabilir. Donmuş anne sütü ise ya buzdolabında yavaş yavaş eritilebilir. Ya da donmuş süt benmari usulü yani sıcak suyun içine oturtulmuş bir kabın içinde hızlıca hazırlanabilir.

Anne Sütü ile İlgili Diğer Öneriler

• Eritilmiş sütü bir saatten fazla oda ısısında bırakmayın.
• İkinci kullanımdan sonra kalan sütü atın.
• Eritilmiş sütü tekrar dondurmayın.
• Sütü buzdolabının kapağına koymayın.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Dr. Arzu Gebeşçe

Anne sütünün bebeğin gelişimi için tartışmasız en iyi besin olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, emzirmenin anneye olan faydalarını sıraladı.

Emzirmenin anne için de birçok faydası var:

• Emziren annelerde göğüs kanseri riski çok düşük oranda.

• Emziren annelerin depresyona girme riski daha az .

• Bebeğini ilk 6 ay emziren annelerin vücudu hormonal olarak daha hızlı ve dengeli incelme gösteriyor.

• Anne ilk 6 ay yeterli emzirdiğinde adet kanamaları daha az oluyor bu da kansızlık ( anemi) riskini büyük ölçüde azaltıyor.

• Bebeğini emzirmek annenin annelik duygusunu daha yoğun yaşamasını kolaylaştırdığı için bebek ile ilişkisinde daha mutlu ve daha doyumlu oluyor.

• Anne sütü alan bebekler daha zor hastalanıyor. Bu da grip ve soğuk algınlığının yoğun olduğu dönemleri daha sağlıklı ve daha az hastalanarak geçirmesini sağlıyor.

Bireylerin boy uzunluğu genellikle genetik geçişli ancak beslenme de boy konusunda önemli bir faktör. Besine kolay ulaşılabilmesi ve sağlıklı beslenmeye yönelim nedenleri ile her geçen jenerasyonun arasında boy farkının arttığını söyleyen Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Tutar, ailelerin sağlıklı beslenme konusunda çok daha bilinçli hareket etmeye çalışsalar da kimi zaman istenmeyen hatalar yapabildiklerine dikkat çekiyor. Gizem Tutar boy uzan besinleri sıraladı.

Süt

Süt ve grubu olarak genel bir isim adında toplansa da, sütün diğer süt ürünlerinden – çocuğunuzun boyunun uzamasında – ayrı bir önemi var. Gün boyunca 2 su bardağı süt içilmesi boy uzamasını desteklemesinin yanı sıra çocuğunuzun kemik yapısının da güçlenmesini sağlar. Sütün boy uzamasını daha fazla desteklemesi için gece yatmadan içilmesi gerekmektedir. Çünkü bu saatte içilen süt büyüme hormonunun salgılanmasını sağlayacaktır.

Süt ürünleri

İçerisinde kalsiyum bulunan bu grupta yoğurt, ayran ve peynir yer alır. Özellikle yoğurt, çocuğunuz sebze yemeği tüketirken tabağında mutlaka bulunmalıdır. Peynir tüketmeyen çocuklarda peynir tüketimini sağlamak için peynirli börek veya poğaça hazırlayabilirsiniz.

Brokoli

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve vücudun korunmasında başrol oynayan brokoli, çocuğunuzun boyunun uzamasını sağlayan önemli bir sebzedir. Çocuklar tarafından çok sevilmese de belirli sıklıklarla tüketilmesi önerilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sevilmeyen besinlerin belirli bir düzenle yenmesinin zaman içerisinde alışkanlığı yol açtığını göstermektedir.

Kuru meyveler

Kuru meyveler iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu sebeple boy uzamasını sağlar. Ara öğün olarak veya süt ile birlikte tatlı ihtiyacını gidermek için çocuğa yedirilebilir. Kuru meyvelerin tüketim miktarı önemlidir. Çünkü fazla tüketilirse, kilo sorununa neden olabilirler. Gün içerisinde 4-5 kuru kayısı, 2 kuru incir, 1 avuç siyah kuru üzüm seçeneklerinden birinin tercih edilmesi yeterli olacaktır.

Susam

En yüksek kalsiyum içeren besin olması nedeni ile çocukların beslenmesinde önemli olan susam, yağ içeriğinin yüksek olmasından dolayı tehlike arz etmektedir. Çocuklara bazı günler ekmek yerine simit verilebilir.

Soya fasulyesi

Soya fasulyesi kalsiyum içeriği zengin olan besinlerdendir. Genellikle ülkemizde salata olarak yenir. Çocukların boyunun uzamasına katkısı olacak bu besinin ihmal edilmemesi gereklidir.

Bebeğinizin hem çok seveceği hem de sağlıklı bir şekilde besleneceği çorba ve mama tariflerini sizler için bir araya getirdik. İşte, kolayca hazırlayabileceğiniz tarifler;

Sütlü Çorba

Malzemeler

1 çay bardağı süt
1 silme yemek kaşığı pirinç unu
Domates suyu
1 tatlı kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı

Bir tencereye sütü koyun ve 1 silme yemek kaşığı pirinç unu, yarım çay bardağı domates suyu veya ezmesi ekleyip pişirin. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edin. Daha sonra arzuya göre üzerine ekmek ilave edebilirsiniz.

Sebzeli bebek çorbası

Malzemeler

1 yemek kaşığı buğday
1 tatlı kaşığı yulaf ezmesi
Çeyrek kabak
Çeyrek havuç
1 adet küçük brokoli
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Su

Hazırlanışı

Buğdayı yıkayıp geceden 300 ml su ile ıslatın, aynı suda ertesi gün pişirin. Buğdaylar çatlayıp pişince yulaf ezmesini ilave edin ve 5 dakika daha pişirin. Pişirdiğiniz bu tahıllı karışımı ezin. Diğer tarafta sebzeleri buharda ya da az su ile pişirerek iyice ezin. Sebzeleri tel bir süzgeçten geçirebilirsiniz. Sebzeleri hazırladığınız tahıllı karışıma ilave edin ve yağı katın.

Tarçınlı muhallebi

Malzemeler

2 su bardağı süt
1 tepeleme yemek kaşığı mısır unu
1 tepeleme yemek kaşığı pirinç unu
2 silme yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı tarçın

Hazırlanışı

Mısır unu, pirinç unu, şeker, tarçın ve tereyağını kısık ateşte birkaç dakika kavurun. Şeker kullanmıyorsanız pekmez de olur, yalnız kıvamı tutturmak için sütü miktarını azaltmak gerekebilir. Sütü ısıtın. Bir yandan muhallebiyi karıştırarak sütü yavaşça ekleyin. 5 dakika kadar kısık ateşte karıştırarak pişirin. Bebeğinizin zevkine göre ılık veya soğuk servis yapın. Üzerini az miktarda tarçınla süsleyebilirsiniz.

Kefirli sütlaç

Malzemeler

750 ml süt
2 su bardağı kefir
1 su bardağı şeker
1/2 su bardağı pirinç
1 paket vanilya
2 yemek kaşığı nişasta

Hazırlanışı

Pirinçleri 1 su bardağı ılık suda yarım saat ıslatın. Suyunu süzdükten sonra kısık ateşte 1 su bardağı su ile haşlayın. Süt, şeker ve vanilya ekleyip kaynatın. Nişastayı 2 çorba kaşığı soğuk su ile karıştırın, karıştırmakta olduğunuz tencereye akıtarak ekleyin. Buraya kadar bildiğiniz sütlaç ama süt miktarı azaltıldığı için daha koyu olmalı. Altını kapatın, ara sıra karıştırarak soğutun. Oda sıcaklığına geldiğinde kefiri ekleyip iyice karıştırın. Kaselere boşaltıp soğutun.

Yulaf unlu mama

Malzemeler

2 yemek kaşığı yulaf unu
2 tatlı kaşığı toz şeker
1 su bardağı su veya süt
Taze mevsim meyveleri ya da kurutulmuş meyveler
Ceviz, fındık içi (ince dövülmüş)

Hazırlanışı

Tane şeklinde ya da toz halindeki yulaf ununu, su veya sütle sürekli karıştırarak, kısık ateşte pişirin. Muhallebi kıvamına gelip, kaynamaya başlayınca toz şeker katın. 1–2 dakika sonra ateşten alın. Bebeğinize bu şekliyle yedirebileceğiniz gibi, içine ya mevsim meyvelerinden doğrayarak ya da kurutulmuş meyveleri incecik kıyarak katabilirsiniz. Ceviz içi veya fındık gibi kuruyemişleri de ince döverek mamaya ekleyebilirsiniz.

Afiyet Olsun

Bilinçli anneler, bebek ve çocukları için yüzde yüz organik pamuktan üretilen organik giysi satın almayı tercih ediyorlar. İşte, organik bebek ve çocuk giysisi satın alınabilecek adresler…

Tot’s and More
Bebek organik ürün markası Tot’s & More, www.totsandmore.com.tr adresi üzerinden yüzde yüz organik ürünleri ebeveynlere ulaştırıyor. Tot’s & More ürünleri, organik pamukta kalitesi dünya çapında kabul görmüş Ege Bölgesi pamuğu kullanılarak üretiliyor. Tot’s & More’da organik bebek giysilerinin yanında, organik uyku setleri ile organik bebek havlu ve bornozlarını, bunları yıkama çözümlerini, organik bebek bakım ürünlerini ve organik bebek bezlerini de bulabilirsiniz.

Leileo
Bebeklerin hassas ve alerjik ciltlerine hiçbir kimyasal içermeyen organik kumaşlar değmesini sağlama amacıyla organik ürünlerin satışını yapan Leileo’da organik tulum, body, bere, önlük ve renk renk battaniyeler bulabilirsiniz. LeiLeo Baby’nin hastane çıkışı seti de doğal malzemeler kullanılan el yapımı kutusunda sunuluyor. Online alışveriş sitesi olan LeiLeo’nun satışını yaptığı organik bebek ürünleri Ege Bölgesi pamuğundan üretiliyor ve Global Organik Tekstil Standartları Sertifikası’na sahip.

Organicera
Türkiye’den organik tekstil ürünleri temin etmek isteyen yabancı firmalara hizmet vermek amacıyla kurulan Oganicera, Türkiye’nin ilk organik sertifikalı havlu ve oyuncak koleksiyonu sahibi marka olarak hizmet veriyor. Böcek ilacı, suni gübre ve diğer toksik maddeler kullanılmadan yetiştirilen pamuktan üretilen her tür organik pamuk kıyafeti bulabileceğiniz Organicera ürünlerini mağazadan satın alabilirsiniz.

Organicera
Adres: 
Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat: 11 No: 1475 Şişli / İstanbul
Tel: 0212 221 07 08

Levo Daddy Organics
0-2 ve 2-8 yaş giysilerin yanı sıra oyuncak, aksesuar, ayakkabı, organik temizlik ürünleri, ekolojik mobilya da satın alabileceğiniz Levo Daddy Organics’ten alışveriş yapmak için Antalya’da bulunan mağazasına gidebilir ya da www.levodaddyorganics.com adresine başvurabilirsiniz.

Bu 4-5 yaş organik eşofman takımı 69,90 TL.

Adres: Şirinyalı Mah. Özgürlük Bulvarı Özgür Apt. No: 31/B Muratpaşa / Antalya
Telefon: 0242 316 06 10

Ponente Baby
Ponente Baby’de üzeri el işlemeleri ile süslenmiş organik bebek kıyafetleri, vaftiz ve mevlit elbiseleri, hastane çıkış sepetleri, nevresim ve battaniye takımları, anı ve altın yastıkları başlıca ürünler arasında. Ayrıca, bu ürünlerin çoğunun üzerini bebeğin isminden, doğum tarihine kadar özel yazılarla süslemek mümkün. Kızıltoprak’ta bir mağazası bulunan Ponente Baby ürünlerine dilerseniz adresinden de ulaşabilirsiniz. Sipariş ettiğiniz ürünler ister kendi adresinize isterseniz de hediye göndereceğiniz adrese sorunsuz bir şekilde özel hediye paketleri ile teslim ediliyor. Bu tulumun fiyatı 38 TL.

Ponente Baby

Adres: Bağdat Cad. Selahattin Pınar Sok. Prenses Palas Apt. No: 13/A Konak / Kızıltoprak / İstanbul
Tel: 0216 345 3052

Kapbula Organik
Yüzde yüz organik ilkesiyle yola çıkan Kapbula Organik, 0 – 10 yaş arası bebek ve çocuklara yönelik tekstilden kozmetiğe, oyuncaktan ayakkabıya birçok organik ürünü bir arada sunuyor.

Kapbula Organik Şeyler
Zeytinoğlu Cad. Turay Apt. 12/B Akatlar / İstanbul
Tel: 0212 351 7707

Kapbula City’s Nişantaşı
Teşvikiye Cad. No:162 Kat: S-3 Mağaza: 307
Tel: 0212 373 1820

Kapbula Forum İstanbul
Kocatepe Mah. Paşa Cad.
Bodrum Kat Mağaza 049-A Bayrampaşa / İstanbul
Tel: 0212 437 2920

Kapbula Marmara Forum
Osmaniye Mah. Ekrem Kurt Bulvarı S Blok Mağaza: 204 Bakırköy / İstanbul
Tel: 0212 466 6792

Panora AVM
1.Kat Çocuk Sokağı Çankaya / Ankara
Tel: 0312 491 9192

 

Ecodunya
Doğa dostu, organik el yapımı ürünlerin satıldığı online mağaza www.ecodunya.com’da zıbından havluya, çoraptan hırkaya her tür organik bebek giysisi de yer alıyor. 150 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücreti ödemiyorsunuz.
Bu pelerin banyo havlusu 35 TL.

 

İlkhediyem.com
Bebek hediye sepetleri ve baby shower aksesuarları, doğum odası süslemeleri, doğum günü pastaları, bebek odası tekstilleri, anne ve babalar için özel hediyelerin yanı sıra bebekler için organik giysileri de online olarak satın alabileceğiniz İlkhediyem.com’da fiyatlar 13 TL ile 100 TL arasında. Bu organik body’nin fiyatı 30,45 TL.

 

Kırmızı Kuzu
0-6 yaş gruba hizmet eden Kirmizikuzu.com, Global Organik Tekstil Sertifikası taşıyan bebek ürünleri satıyor. Organik tarımı ve bundan faydalanan markaları bünyesine katan siteden İskandinav markaları Katvig ve Green Baby gibi sadece Kırmızı Kuzu ile Türkiye’ye gelen markaların ürünleri arasından seçim yapabilirsiniz.

Bu, 12-18 aylık bebekler için üretilen Green Baby marka tayt 35 TL.

 

Ata Organik Bebek Giyim
Yenidoğan giysileri, zıbın, önlük, çorap,i eldiven, battaniye, bakım ürünleri gibi bebeğiniz için gereken her şeyin organik olarak üretilmiş olanlarını satın alabileceğiniz Ata Organik Bebek Giyim’den online alışveriş de yapabilirsiniz.

Babyminta marka organik body 14,99 TL.

Ata Organik Bebek Giyim
Adres:
 Oasis Alışveriş Merkezi No:144 (83-Z-84) Bodrum / Muğla
Tel: 0252 317 02 74

 

Günümüzde adını sıklıkla duyduğumuz ama uygulamaya gelince insanların biraz çekindiği bir yöntem suda doğum. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökçen Erdoğan, bunun nedenlerini ve suda doğum hakkında merak edilenleri anlattı.

İnsanların suda doğumdan çekinmelerinde, ünlülerin daha çok yapıyor olması nedeniyle maliyetli olduğunu düşünmeleri ve bebeğin boğulma riski olduğu düşüncesi oldukça etkili.

• Normal doğum ya da sezaryene alternatif gibi düşünülse de aslında normal doğumun bir çeşidi ve bu pek az insan tarafından biliniyor. Son zamanlarda bunun hakkında bilgiler arttıkça, diğer yöntemlerden daha pahalı olmayan suda doğumu tercih edenlerin sayısı artmıştır.

• Yeni doğanda ilk refleks olan solunum refleksi, doğum kanalından çıktıktan sonra başlar. Ama bebek, anne rahmindeki suyla aynı ısıdaki başka bir suya geçiş yaptığında o ilk solunum refleksi uyarılmamış olur ve nefes alma başlamaz. Ta ki annesinin göğsüne yatırılana kadar. Bu arada nefes almadığı için, bebeğin su yutma gibi bir tehlikesi kalmamış olur ve boğulma gibi bir şey olmaz.

Bunların yanı sıra suda doğum ile genel anestezinin etkisiyle bebekte olabilecek olan yan etkilerden kurtulmuş olunur ya da doğum çok rahat olabileceği için bebek strese girmeden dünyaya gelmiş olur. Anne adaylarının unutmaması gereken bir şey var: Suda doğum epiduralli doğum gibi tamamen ağrısız bir doğum olmayabilir.

Suyun özellikleri nasıl olmalı?

Tahmin edildiği üzere ılık suyun gebeyi rahatlatması amaçlanır, bu rahatlık ağrının daha az hissedilmesini sağlar, daha az ağrıyla doğum gerçekleşmiş olur. Suyun derecesi vücut ısısına yakın kadar olmalıdır ve bu da 34-36 derecedir. Sıcaklığı ayarlanmış su musluk suyu olabilir.

Gebe suyun içinde kendini gevşemiş, daha rahat ve daha mutlu hisseder. Aynı zamanda ılık su vücut ağırlığımıza da iyi gelir, kaslar gevşer ve mutluluk verir. Eğer daha sıcak olursa sıcak suyun yarattığı halsizlik, bitkinlik, elinin kolunun kalkmaması gibi durumlar doğum sürecinde istenmeyen olaylardır ki bu durum rahmin kasılmasını da azaltacağı için baştan doğumu uzatmış ya da bloklamış oluruz. Soğuk su ise gebenin hiç tercih etmeyeceği suda doğumun amacına aykırı olan, rahatlamayı önleyen bir durumdur ve tercih edilmez.

Hamile kadın ne zaman havuza girmeli?

Hekim suda doğum için bir engel olup olmadığına karar verdikten sonra, annenin suya alışması için suda bekletilebilir. Barsakların boş olması sağlanmalıdır.

Doğumda düzenli kasılmaların olduğu ve rahim ağzının 4-5 cm olduğu zaman havuza alınma için doğru zamandır ve bu zamanda gebe rahatlıkla havuza alınabilir.

Anne adayının pozisyonları nasıl olmalı?

• Gebe özellikle derin suda uzanmalıdır, su gebenin karnını tamamen örtmeli ve göğüslere kadar çıkmalıdır.

• Gebe suda yatabilir, uzanabilir, dizlerinin üzerinde durabilir, diz dirsek pozisyonunda durabilir, çömelebilir ve sağa sola her türlü yöne hareket edebilir.

• Gebe suyun içindeyken bebeğin kalp atışları ağırlıklı olarak takip edilir ve doğum ağrılarının şiddeti ve sıklığı doktor tarafından takip edilir. Her şey yolundaysa bebek, suyun içerisine doğurtulur.

• Bebek doğduktan hemen sonra uygun pozisyon yaratılarak annesinin göğsüne konur, bir sonraki aşama göbek kordonunun kesilmesi ve eşin çıkarılmasıdır. Anne havuzdan çıkarılır, doğum masasına alınır ve eşin çıkması sağlanır. Vagende deformasyon varsa gerekli operasyon uygulanır.

• Gebe havuzun içindeyken çeşitli nedenlerden dolayı strese girerse, ağrıya dayanamıyorsa ya da bebekle ilgili ters bir durum olduysa doktoru gebeyi hemen havuzdan çıkartıp diğer yöntemlere başvurabilir.

Suda doğum ne zaman tercih edilmez?

• Annede Hipertansiyon, diabet varlığı

• Bebeğin eşi ile ilgili sorunların varlığı ( Plasenta previa, plasenta dekolmanı )

• Bebeğin anne karnında duruşu normal değilse

• Bebek küçükse

• Doktor yoksa

• Doğum uzamışsa

• Bebek strese girmişse

SUDA DOĞUM VİDEOSU

Bebeklerin ay ay gelişimine göre hangi kiloda ve boyda olması gerektiği anneler tarafından merak edilen bir konudur.

Ülkemizdeki ortalama ölçüler baz alınarak hazırlanmış kilo ve boy çizelgesi aşağıdaki gibidir.

1 – 12 Aylar Arası Kız Çocuklarının Kilo / Boy Çizelgesi

En az En fazla

1 Aylık bebek 2950 g – 50 cm 5400 g – 59 cm
2 Aylık bebek 3500 g – 52.5 cm 6400 g – 62 cm
3 Aylık bebek 4000 g – 54 cm 7200 g – 64.5 cm
4 Aylık bebek 4500 g – 56 cm 8000 g – 67.5 cm

5 Aylık bebek 5000 g – 57.5 cm 8700 g – 70 cm
6 Aylık bebek 5400 g – 59 cm 9250 g – 72 cm
7 Aylık bebek 5800 g – 60.5 cm 9800 g – 73 cm
8 Aylık bebek 6150 g – 61.5 cm 10350 g – 75 cm

9 Aylık bebek 6500 g – 62.5 cm 10800 g – 77 cm
10 Aylık bebek 6750 g – 63.5 cm 11200 g – 78.5 cm
11 Aylık bebek 7000 g – 65 cm 11700 g – 79.5 cm
12 Aylık bebek 7200 g – 66 cm 12000 g – 81 cm

1 – 12 Aylar Arası Erkek Çocuklarının Kilo / Boy Çizelgesi

En az En fazla

1 Aylık bebek 3000 g – 51 cm 5750 g – 59.5 cm
2 Aylık bebek 3600 g – 53 cm 6600 g – 62.5 cm
3 Aylık bebek 4150 g – 55 cm 7500 g – 65 cm
4 Aylık bebek 4600 g – 57 cm 8250 g 67.5 cm

5 Aylık bebek 5100 g – 58 cm 9000 g – 70 cm
6 Aylık bebek 5500 g – 60 cm 9600 g – 72.5 cm
7 Aylık bebek 6000 g – 62 cm 10250 g – 75 cm
8 Aylık bebek 6300 g – 63 cm 10900 g 77 cm

9 Aylık bebek 6700 g – 64.5 cm 11300 g – 78.5 cm
10 Aylık bebek 6950 g – 66 cm 11900 g – 80 cm
11 Aylık bebek 7200 g – 67.5 cm 12200 g – 81.5 cm
12 Aylık bebek 7450 g – 68.5 cm 125000 g 82.5 cm

Op. Dr. Turgay Karakaya

Bebeğim ve biz/Işıl Evrim Akgün

Yenidoğan bebeğinizde sıkça karşılaştığınız bazı sorunların hastalık belirtisi mi yoksa olağan bir durum mu olduğunu ayırt etmekte güçlük çekebilirsiniz. Unutmayın, henüz çok küçük olan bebeğiniz ihmale gelmeyecek kadar hassas bir dönemde.

Anne-babalar için evlatlarının sağlığı her şeyin başında geliyor. Bu konu onlar için hayattaki en önemli şey. Özellikle de ebeveynler yenidoğan dönemindeki bebeklerinin en ufak bir ateşlenmesiyle bile panik olabiliyor ve hemen kendilerini doktor kapısında bulabiliyorlar. Tabii bu durum sık tekrarlanınca da gereksiz vesveselerden sonra önemsememe süreci de başlayabiliyor. Sıradan bir rahatsızlıktır gibi düşünerek önemli bazı hastalıkların belirtileri gözden kaçırılabiliyor. Biz de yeni doğan bebeklerde sık görülen hastalıkların belirtilerini Beyoğlu Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Osman Ayataç’a sorduk. Bakın bize neler anlattı.

Derin uyuşukluk varsa…

Derin uyuşukluk veya bebeğin uyarılara cevap vermemesi olağan ve normal bir durum değildir. Yeni doğan bebeğin emme, yakalama, özellikle uyarılara ağlama ile cevap verme, hızla yapılan bir gürültüde kollarını önce her iki yöne açma, daha sonra kucaklama hareketini yapma (Moro refleksi) ve her iki kollarından tutup kaldırırken başını çok kısa süreli (1-2saniye) tutma gibi normal refleksleri vardır. Bunların olmaması, diğer bir deyimle bebeğin lapa gibi olması (hipotonik) veya bez bebek gibi olması ciddi sorunları olduğunu (özellikle hipoksik iskemik ensefalopati=beyinin oksijensiz kalması) gösterir. Buna benzer birçok (metabolik, genetik) hastalıkta, bebeklerde hipotoni (gevşeklik ve uyuşukluk) oluşur, çok tehlikeli ve acil önlem alınması gereken durumlardır.

Sürekli ayağını bükülü tutuyorsa…

Bebekler yeni doğdukları dönemde kol ve bacaklarını zaman zaman gevşeterek (hipotonik) kasıp (hipertonik) sertleştirirler. Bebeğin kasılmış ve sertleşmiş kol veya bacağını kendi istemi dışında düzleştirmek çok zordur, bu refleks 4 aya kadar sürer. Bu aylardan sonra kol ve bacaklar daha düzenli, koordine bir şekilde açılırlar. Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonu beyinin oksijensiz kalması, çeşitli nedenlerle oluşan yenidoğan sarılıkları, metabolik ve genetik özellikli hastalıklarda, yenidoğan enfeksiyonu, ateşli rahatsızlıklar, ayak ve bacak travmaları nedeniyle ayaklar çekili ve bükülü tutulabilir. Bebeği doktorunuza göstermeniz gerekir. Sıklıkla gazlı bebeklerde ayakların karna doğru çekilmesi izlenir. Bebeğin karnına masaj yapma, hafifçe ısıtma, annenin karnına yatırılması ve bebeğin gaz çıkarması rahatlamasını sağlar.

Ateşlendiyse…

Bebeklerin immun sistemleri (bağışıklık sistemleri) tam olgunlaşmadığı için çok sık olarak çevreden (özellikle ebeveynlerden ve ziyaretçilerden ve hastaneden) virüs ve bakterileri alarak ateşlenirler. Ayrıca iyi beslenememe sonucu susuz kalarak ateşlenebilirler, çok az sıklık da ciddi bakteriyel ve viral nedenlerle sepsis sonucu (Bronkopnömoni=Zatüre, Menenjit vb.) ateşlenmeler olur. Bebeğin periyodik kontrollerinde uygulanan aşılar sonrasında bazı bebeklerde geçici ateşlenmeler olabilir. Genelde tehlikesiz şekilde kendiliğinden veya basit tedavilerle geçer. Bebeğin odasını serinletmek, giysilerini çıkarmak, basit ateş düşürücüler vermek ve gerekirse musluk suyu ile ıslatılmış kompreslerle soğuk uygulama yapmak ateşin düşmesini sağlar. Bu uygulamalarla geçmeyen durumlarda bebeği doktoruna götürmek uygun olur.

Sarardıysa…

Yeni doğan bebeklerde genellikle ikinci ve üçüncü gün ortaya çıkan, gözlerde ve vücutta sararma ile genel durumu bozmadan ortalama 3-5 gün süren sarılık görmekteyiz. Bebeğin sürekli uyuklaması, meme emmesine engel olan ilk 12-24 veya 72 saatte çıkan sarılıklar ciddi ve tehlikelidir, çok sıkı takip edilmelidir. Genellikle anne-baba, kan grubu uyuşmazlıkları, sepsis ve enfeksiyonlar ile bebeğin karaciğer, safra yolları ve kan sisteminde oluşan ciddi durumların habercisidir. Doktor muayenesi ve kontrolleri gereklidir. Fototerapi (belirli dalga boyundaki ışık tedavisi) ve kan değişimleri ile bebek sağlığına kavuşur. Gecikmelerde kalıcı beyin hasarları oluşarak bebek ömür boyu nörolojik sekelli (beyin ve sinir sistemi hasarı) kalır.

Derisinde kızarıklık ve şişlik varsa…

Yeni doğan bebeklerin derilerinin üstünde Vernix caseosa denilen (bebeği enfeksiyonlardan koruyan) bir tabaka vardır, bu nedenle bebekler (anneleri Hepatit ve HİV’li ve bebek mekonyum boyalı değilse) yıkanmazlar, ancak kabaca silerek temizlenirler. Bebeğin cildinde doğumdan hemen sonra yaygın kızarıklık, şişlik ve bebekte ateş, inleme tespit edilirse ciddi bir durum (anne karnında sepsis=enfeksiyon) düşünülerek hemen doktoruna başvurulur. Anne sütü ile beslenen bebeklerde emzirmeden belirli bir süre sonra göğüslerde şişlik, vajinal akıntı ve deride kırmızılıklar (Eritema Toksikum)

Bir sütkardeşim var, adı Ferhat. Şimdi nerede yaşıyor hatta yaşıyor mu, bilmiyorum. Annesinin sütü kesildiğinde annem sütünü vermiş ona sağlıklı büyüsün diye. Dolayısıyla ben bu kavramın hep ne kadar doğal olduğunu bilerek geldim bu yaşa ama internette rastladığım bir “hareket” insanların hala bu konuda sıkıntılar yaşadığını gösterdi bana. Hareketin adı “Anne sütü olanlar olmayanları bulsunlar.” Mucidi ise Derya Taşdiken…

Marka Anne adlı bloğuyla kendine bir okuyucu kitlesi yaratan 27 yaşındaki Derya Taşdiken’in, şu anda 1 yaşında Eren isimli bir oğlu var. Anneleri ilgilendiren her konuda yazılar yazan Derya Hanım ile bu hareketi başlatma gerekçelerini ve nasıl organize olduğunu konuştuk bizi misafir ettiği evinde.

Hamileliğinden önce çeşitli dergilerde görev alan Taşdiken, daha sonra ne yapmak istediğini düşünmek için ara vermiş iş hayatına. Evlendikten sonra moda ile ilgili bir şeyler yapmayı planlarken hamilelik, onu başka bir alana sürüklemiş. Oğlu Eren doğduktan sonra sütü yetersiz olduğundan anne sütü aramaya başlayıp bu işin ne kadar meşakkatli olduğunu görünce “Anne sütü olanlar olmayanları bulsunlar” kampanyası için fikir üretmeye başlamış. Yaklaşık 10 aydır faaliyet gösteren web sitesinden ve sosyal medyadan sürekli çağrıda bulunuyor ve giderek daha fazla anneye ulaşıyor. İstanbul’da 11, Ankara’da 1 tane süt aile oluşturduklarını söyleyen Taşdiken, İzmir ve Samsun gibi birçok şehirde de hala bekleyenlerin olduğunu söylüyor.

“Anne sütü olanlar olmayanları bulsunlar” hareketi ne zaman başladı?

Doğum sonrası benim sütüm yetersiz olduğundan ve Eren’e daha bu kadar küçükken mama yedirmek istemediğimden sütanne aramaya başladım. Onun doğal bir besin dururken hazır mama gibi yapay gıdalarla beslenmesine gönlüm el vermedi. 17 günlükken ilk sütannemizle buluştuk ve bu fikir o zaman aklıma düştü.

 

Eren ve süt kardeşi Duru

Daha sonra sütanne sayımız 3’e çıktı. Hatta 2. annemizi doktorum yönlendirdi bana ve öğrendim ki bu annemiz fazla sütünü değerlendirmek için hastanelere bile gitmiş ama bürokratik işlemler pes ettirmiş onu. Tüm bunlardan sonra dedim ki; “Bana bile bu kadar fazla sütü olan anne denk geldiyse, sütü fazla olan ve hiç olmayan bir sürü insan olmalı.” Sezaryen doğumlar arttıkça sütü olmayan kadın sayısı da artıyor sonuçta.

Bu oluşumun koordinasyonunu nasıl sağlıyorsunuz peki?

Süt vermek veya almak isteyenler bize mail atıyor, biz de onları bir araya getiriyoruz. Biz dediğime bakmayın, ekibim ben ve eşimden ibaret. Sitemde bu başvurular için bir form da hazırlayacağım. Şu an ise bana e-posta ile ulaşıp yaşadıkları il/ilçe, bebeklerinin doğum tarihi, isim/soy isim, telefon numaraları ve süt almak/vermek istedikleri gibi bilgileri gönderiyorlar. Bu e-postalar bazen çok uzun ve güzel hikayeler de içeriyor tabii.

 

Eren poz veriyor

Sadece bir web sitesi üzerinden ulaşanlar, nasıl güvendiler size?

Açıkçası hiç bilmiyorum. Belki benim anlattığım hikaye güvenilir geldi. Aynı şeyleri yaşıyoruz çünkü.

Onlar buluştuktan sonra sizinle iletişimleri nasıl devam ediyor?

Çok samimi… Mesela Ankara’da buluşan ailelerden ilk buluşma anlarını anlatan bir yazı yazmalarını rica etmiştim. Uzun ve çok güzel bir yazı geldi. İstanbul’dakilerden de bekliyorum. Sitemizde bu harekete özel alan açıldığında herkes bu gelişmeleri ve yazılıp çizilenleri görebilecek.

Aileler anne sütünün güvenilirliğini nasıl ölçüyor?

Benim eşim de önceleri güvenmeyip karşı çıkmıştı “Süt verecek anne belki sigara içiyor, kötü besleniyor” diye. Bir babanın bunları düşünmesi çok normal ama anneler, başka bir annenin süt vereceği bebeğe bunu yapamayacağını biliyor, hissediyor. Dikkatli olmak gerekiyor tabii yine de.

Süt veren annelerin sütünün geldiği dönemler doğum sonrası 3-5 ay arası. Hamilelikte tüm testleriniz yapılıyor zaten, bulaşıcı bir hastalık var mı, yok mu biliniyor. Sonradan kapılmış bir hastalık olabilir. Bu durumda süt verecek anneden testler talep edilebilir, onun imkanı yoksa süt alacak aile bunu temin edebilir. Ne yalan söyleyeyim ben hiç düşünmedim bunları, güvendim.

 

Anne sütünü değerlendiren kurumlar ya da sizinki gibi başka kampanyalara rastladınız mı?

Olmadığını biliyorum ama açıkçası uzun uzadıya da araştırmadım. Böyle yerler olsa bana ulaşan anneler muhakkak bilgi sahibi olurdu diye düşünüyorum çünkü çok uzun araştırmalar yapıyorlar.

Başlattığınız kampanyaya destek vermek isteyen yerler çıktı mı peki?

Şimdiye kadar gelmedi ama çok isterim. Tek başıma sistemi büyütmem mümkün değil. Test cihazları, buzdolabı gibi gerekli malzemeleri sağlayıp bunu kurumsal ve tüm Türkiye’ye ulaştıracak bir sistem getirecek. Bu konuda herkese açığım, destek olurum.

Hazırlayan: Hanife Yaşar
Fotoğraf: Melin Kahraman

Şeyda Coşkun
Ahmet Maranki
Şifalı Yemekler

İbrahim Saraçoğlu
Canan Karatay
Prof Dr O. Müftüoğlu
Suna Dumankaya
Taylan Kümeli
Dr. Feridun Kunak
Haluk Saçaklı
Erkan Topuz
Mehmet Öz
Ebru Şallı
Dr Gürkan Kubilay
Suat Arusan
Ender Saraç
Ömer Coşkun
KAN GRUBUNA GÖRE BESLENME
Güzellik & Bakım
Diyet
Şifalı Bitkiler
Gün Gün Hamilelik
Ameliyat Görüntüleri
3000 TIP DOKTORU
Yeni SGK Yasası
Alışveriş & İndirim
Fıkralar
İstanbul Rehberi
Tatil Seçenekleri
Şarkı Sözleri