Sertab Erener, 15 yıllık sanat hayatını DVD olarak kaydetti. Sanatçı dostlarının, ailesinin ve kendi söylemlerinin yer aldığı otobiyografik DVD, Erener’in doÄŸum günü 4 Aralık’ta çıkıyor… Sanat hayatının dışında kalanlar ise burada. Yıllarca ülseratif kolit rahatsızlığıyla boÄŸuÅŸan Erener, geçirdiÄŸi kiÅŸisel deÄŸiÅŸimi anlattı..

Sertab Erener, tabağındaki salatasından son otları da aÄŸzına atarken, ben de tabağımdaki mozerella peynirli ve domatesli börekle oturuyorum karşısına. “Bir parça alır mısınız?” diye sorunca; “TeÅŸekkür ederim, ben veganım” diyor. Bu bilgi kayıtlarda yok. MeÄŸer bir yıl önce ‘Skinny Bitch’ isimli kitabı okuyup sevgilisi Demir Demirkan’la vegan olmaya karar vermiÅŸler. “Aslında flexible veganım” diyor. Çünkü beyin saÄŸlığı için balık yiyor. (Veganlar; hayvansal kaynaklı hiçbir besini tüketmiyorlar.) Kahvaltısını ise ballandıra ballandıra anlatıyor: “Elma, muz, ayva olabilir; istediÄŸiniz birkaç meyveyi kocaman bir kaseye doÄŸradıktan sonra mikrodalgada bir dakika ısıtıyorsunuz, hafif yumuÅŸuyor ama piÅŸmiyor… Sıcak sıcak üzerine soya sütü koyuyorsunuz, tarçın, ceviz, isterseniz hindistancevizi biraz da… Bu benim sabah meyve tabağım. Yarım saat sonra crispy yiyorum, rice crispy olabiliyor, glutensiz müsli olabiliyor, gene soya sütüyle… Bazen de kahvaltıda, Amerika’dan getirdiÄŸim soyadan yapılmış peynir ile glutensiz ya da ev ekmeÄŸi ve zeytin yiyorum…” Zaten Bodrum’daki evin arsası zeytin doluymuÅŸ, bir yıllık zeytinyağı ve zeytinlerin kaynağı orasıymış.
DEMİR’İN ANNESİ MÜTHİŞ BİR AŞÇI
Yemek yapmayı çok sevdiÄŸini, beslenme ÅŸekli deÄŸiÅŸince kimsenin yemeÄŸini yiyemez olduÄŸunu söyleyen Erener, bir tek Demir Demirkan’ın annesi Naciye Hanım’ın yemeklerini yiyebiliyormuÅŸ: “Hayatımda gördüğüm en olaÄŸanüstü aşçılardan biri. Çocuklarıma yemek yapıyorum diye, özenip özenip, bize hiç yaÄŸsız ama dünyanın en lezzetli yemeklerini yapıyor. BildiÄŸiniz karnıyarığı soya kıymasıyla yapıyor, artık bütün zeytinyaÄŸlı dolmalar bizde soya kıymalı… Neredeyse çiÄŸ köfteyi de ondan yapacak yakında. Biz parmaklarımızı yedikçe, o da gaza geliyor.” 49 kilodan 44′e indiÄŸini söyleyen Erener’in beslenme ÅŸeklinde böylesi bir deÄŸiÅŸikliÄŸe gitmesi çok da ÅŸaşılacak ÅŸey deÄŸil; imajındaki deÄŸiÅŸim bir yana baÅŸka baÅŸka tarzlarda çıkardığı albümler eleÅŸtiriliyor ya neticede… Direkt böyle bir soru sormama da gerek kalmadı doÄŸrusu çünkü söyledikleriyle cevabı kendiliÄŸinden vermiÅŸ oldu. Dikkat buyurunuz: “Sürüler halinde ÅŸu hareketleri ‘yapalım’a karşıyım ben. Bu hayat felsefem aslında. Müsaade etmek lazım, kendi egona da müsaade etmek lazım.”
*
Ne kadar müsaade ettiniz kendinize?
Eskiden hiç etmiyordum.
*
Eskiden dediÄŸiniz?
Herhalde baÅŸlangıç noktası, 10 yıl var. Yani 97′den beri. Demir’le tanıştığımız tarihte. Ondan önce gerçekten kendi hapsinde olan biriydim; kendi olmazsa olmazlarım, idealize ettiklerim… Çok büyük bir stres bu. İdealize etmeden, severek, salt kendisi için yaparak baÅŸarabilmek dünyanın en zor ÅŸeyi. Benim ideallerim var; ÅŸu albümleri yapacağım, ben cazcıyım, ben popçuyum, ben rockçıyım….
*
Etiketlere mi karşısınız?
Onlar idealler! O idealler seni hareket ettiremez, deÄŸiÅŸtirilemez, kalıplaÅŸmış, ezberlenmiÅŸ, bence ölü… Seni yaÅŸamayan ve yaratamayan, çünkü düşünemeyen, çünkü soru soramayan bir hale getiriyor. O yüzden de ben bütün bu sınırlar, sınırlamalar, kliÅŸeler, isimler, hepsinin esnemesi gerektiÄŸine inanıyorum.
*
Nasıl oldu peki, bir sabah uyandığınızda ‘tık’ böyle olacak mı dediniz? Nerede tıkladınız?
Herhalde hayat beni hastalık meselesinde sıkıştırdı. Çünkü bunları sormaya çok ihtiyaç hissettim. Kendimden nasıl kurtulmak istediÄŸimi arıyordum aslında. EÄŸer hayat seni bir yerlerde çok acıtmıyorsa, bu soruları sormuyorsun. Ama canın acımaya baÅŸladığında kurtulmak istiyorsun, yaÅŸamak istiyorsun aslında. Bu en derin ve en gerçek ihtiyaç; yaÅŸamak istemek. Mutlu olmak istiyorsun. Bu stres seni çözüm arayışına, huzurlu olmaya itiyor. O zaman sorular baÅŸlıyor, felsefeye dalıyorsun. DoÄŸu’ya gözünü çeviriyorsun.
*
Ve UzakdoÄŸu’ya merak sardınız…
Evet. DoÄŸu felsefesiyle tanışmam yoga yapmaya baÅŸlamamla oldu. Ben aslında yoga rahatlatıyormuÅŸ, esnetiyormuÅŸ, ‘hadi bir deneyeyim’ derken, kendi felsefesi içinde aslında bir içsel çalışma olduÄŸunu anladım. O, beni daha da derin bir yerlere gitmeye çağırdı.
BEN EGOMU ÇOK SEVİYORUM
*
Ama öyle ‘uçma’ seviyesine gelmediniz deÄŸil mi?
Çok zor anlaşılan bir ÅŸey bu. Bence Buda’yı da kimse anlamadı, diÄŸer peygamberleri anlamadıkları gibi… Çünkü iç yolculuk denilen meselede kendi kendine deneyimlemediÄŸin sürece anlamana imkan yok. Yani kimi moda diye yapıyor kimi new age; sana enerji yolladım da, mutlu oldum da falan oluyor. Öbürü de sofulaşıyor; onu kalıp haline getiriyor ve bütün yaÅŸantısını ona empoze ediyor.
*
Ama siz kapıları açtınız mı?
Mesele ne biliyor musunuz, hâlâ bir ego var… Egosuz yaÅŸanmaz. Ego sahip çıkman gereken en büyük güzellik. Ama ego hayatını zindan ettirebilir. Kontrol sende olmalı, bunu yapacak olan da bilincin. Egonun üzerinde durabilecek derecede kendine dışarıdan bakabilme yeteneÄŸin oluyor. Bunu da, kendini ancak tanıdığında yapabiliyorsun.
*
Neler deÄŸiÅŸti peki sizde?
Çok daha iç huzuru bulan bir insan oldum. Korkularımı olabildiğince yenmeye çalışıyorum. Sonu yok bunun ama eskisine oranla daha az korkularım var.
*
Nelerden korkardınız?
SaÄŸlık, hastalık, bütün bunlar büyük korkular. Ya da yaptığım ÅŸeyi, yapıp yapamayacağım noktasındaki korkularım. Bir olayı algılamada eski karakterdeki Sertab çok daha kaygılıydı, çok daha negatifti. Bense tam tersine mükemmel bir hayalperest olup, onları kiÅŸisel bütünlüğümü bozmadan, içimde tamamlayıp, inancımı tam tutup ve olabilecek her ÅŸeyin mükemmel olacağı iç huzuruyla yaklaşıyorum. Ben belki de kolitten sonra midemi hasta edecektim, baÅŸka bir organımı bozacaktım ama tüm bunlar beni çok saÄŸlıklı bir insan haline getirdi. MaÅŸallah, gerçekten iyiyim. Bence stres, insanın immün sistemini tamamen yok edip, bütün hastalıkların oluÅŸmasına neden oluyor. Stres, baÅŸ edilmesi gereken birincil faktördür. Onu da yok edebilmenin tek yolu kendinle yalnız kalıp, barışmaya çalışmak; ÅŸu egoyla bir tanışmak…
*
Egonuzu seviyor musunuz?
Ben çok seviyorum. Enteresan bir karakter ama…
* Egonuzun yaptığı en kötü hareket ne?
Kendinden vazgeçmek noktasında, birine kendini adayabilmek. Bu bence negatif bir şey. Çünkü insan kendinden hiçbir zaman vazgeçmemeli. KAYNAK-SABAH.COM
Â
Tags : DEMİR DEMİRKAN, SERTAP ERENER